Sevgi mesajları Sözleri
Hadi uyandır beni söyle gördüğüm zamansız bir düş mü? Hadi …
Taraf Ekibi, Cnn Türk Televizyonuna Katıldığı Bir Programda Belgelerin Nasıl Geldiğini Anlattı.
Mehmet Baransu anlattı…
Cengiz Çandar ve Hasan Cemal’in Cnn Türk televizyonunda sunduğu Tecrübe Konuşuyor adlı program bu haftaki yayınını, Taraf Gazetesi’nden yaptı. Programa Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar, Yazıişleri Müdürü Yıldıray Oğur ve Muhabir Mehmet Baransu konuk olarak katıldı.
İşte programdan satır başları:
BU BELGELER NEREDEN GELDİ?
Cengiz Çandar: Bu belgeler Mehmet’e nereden ve kimden geldi?
Mehmet Baransu: Bu belgeler bir bavul içinde Taraf’a geldi. 3 kişinin tatile çıkacağı zaman hazırlayacağı bir bavul şeklinde Taraf’a geldi. Bunların içinde orjinal belgeler ve DVD’ler vardı. Bunların nereye geldiğini söylemeyceğim. Haber kaynağım bana bunların taranmış 4 DVD’sini verdi. Bu bavulu getiren kişide bunların orjinal DVD’leri vardı. DVD’lere ekleme yapmak mümkün değil. Çünkü bu eklemeler elektronik olarak saptanabilir. Ben bu CD’leri savcılığın isteği üzerine kendilerine teslim ettim. Süha Tanyeli’nin el yazısı ile yazılmış not defterini gördüm.
Cengiz Çandar: Bugün İlker Başbu bu belgeleri sızdıran 9 kişinin tutuklu olduğunu söyledi, sana bunları getiren kişi şu an tutuklu mu?
Mehmet Baransu: Bana bu belgeleri getiren kişi henüz tutuklanmadı. Kendisi bana dün belgeler verdi. Çetin Doğan bu ses kayıtlarının arasına ekleme yapıldığını söylemişti. Bu ses kayıtları CD halinde değil, tam 9 tane teyp kaseti. Bunlara ekleme yapılamaz.
“BAŞBUĞ’A ÜZÜLÜYORUM”
Yasemin Çongar: Bu tamamen düzmece bir belgeyse bunu Genelkurmay’ın araştırması gerekir. Bugün İlker Başbuğ’u televizyonda izledim. Onun ‘Darbeler dönemi kapandı’ sözlerine inanmak istiyorum. Cidden çok zor durumda, onun bu halini görünce içinde olduğu duruma üzülüyorum. Bence burada yükün tamamen Genelkurmay’ın üzerinde olmaması gerekir, aslında AKP de bu işin üzerine bütün gücüyle gitmeli…
Tags: belgeler, belgeler bavul, memet baransu, taraf, Taraf'a Belgeler Nasıl Geldi
Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi’nden 3 Kişilik Heyet, Teröristbaşı Öcalan’ın Cezaevi Şartlarını Denetledi.
Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi’nden 3 kişilik heyet, İmralı’da ömür boyu hapis cezasını çeken teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın cezaevi şartlarını denetledi.
Yeni yaptırılan İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi’ne gitmek için Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelerin Önlenmesi Komitesi’nden (CTP) 3 kişilik heyet Yalova’dan adaya hareket etti. Heyet üyeleri askeri bir helikopterle İmralı Adası’na götürüldü. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Nizamettin Kalaman da deniz yoluyla İmralı’ya giderek heyete eşlik etti.
Heyet üyelerinin bölücübaşı Abdullah Öcalan yanı sıra aynı cezaevine nakledilen diğer 5 mahkumla da görüştüğü bildirildi. (CİHAN) (Cihan Haber Ajansı)
Tags: avrupa, Avrupa İşkence Komitesi İmralı'da, işkence, komitesi imralıda
AKOM, Bu Akşam Isının Eksi Altı Dereceye Kadar Düşeceği ve Yollarda Gizli Buzlanmanın Meydana Geleceği Uyarısı Yaptı.
-AKOM, bu akşam ısının yüksek bölgelerde eksi altı dereceye kadar düşeceği ve yollarda gizli buzlanmanın meydana geleceği uyarısında bulundu.
İSTANBUL(ANKA) İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), İstanbul yollarında akşam saatlerinden itibaren “siyah buz” olarak tabir edilen gizli buzlanma meydana geleceği uyarısı yaptı. AKOM, kar yağışının durması, mevcut karın erimesiyle birlikte yol yüzeylerinin ıslandığını hatırlatarak, akşam saatlerinde hava sıcaklıklarının daha da düşmesi nedeniyle yollarda gizli buzlanma olarak nitelenen “siyah buz” oluşacağı bilgisini verdi.
Açıklamada, uzmanların kar ve gizli buzlanmaya önlem olarak sürücülerden kış lastiği takmaları önerisinde bulundukları hatırlatıldı. Sürücülerin, öncelikle donan köprü ve viyadüklerde hızlarını düşürmeleri, dikkatli araç kullanmaları can ve mal emniyeti bakımından önem taşıdığı hatırlatılan açıklamada, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre, hava sıcaklıklarının gece yarısından sonra şehir merkezinde eksi 3, yüksek kesimlerde ise eksi 6 dereceye düşeceğinin tahmin edildiği belirtildi.
AKOM, vatandaşlardan hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte su saatlerini donarak patlamaması için koruma altına almaları uyarısını yaparken, özellikle bina dışında olan su saatlerinin ısı yalıtım maddeleriyle muhafaza edilmesi istendi. (ANKA)
(NÇ/BÜN) (Ankara Haber Ajansı)
Tags: Bu Akşam Isının Eksi Altı Dereceye Kadar Düşeceği, istanbullulara gece uyarısı, Yollarda Gizli Buzlanmanın Meydana Geleceği
45 Gündür Süren Tekel İşçileri Grevinde Erdoğan, Türk-İş Yönetim Kurulu’na Randevu Verdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türk-İş Yönetim Kurulu’na randevu verdi.
Türk-İş’ten yapılan açıklamaya göre, Başbakan Erdoğan, konfederasyonun yönetim kurulunu 28 Ocak Perşembe günü, saat 18.00′de kabul edecek.
Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, Tekel işçilerinin sorunlarını görüşmek üzere Başbakan Erdoğan’dan randevu talep etmişti.
İŞÇİLER UMUTLU DEĞİL
TEKEL işçilerinin büyük bir çoğunluğu, “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk-iş Başkanı Mustafa Kumlu ile Perşembe günü yapacağı görüşmeden umutlu değiliz” dediler.
ANKA muhabirinin Erdoğan-Kumlu görüşmesinden umutlu olup olmadıklarını sorması üzerine TEKEL işçilerinin büyük bir çoğunluğu haklarını sonuna kadar savunacaklarını dile getirerek, gerekirse genel greve gidilmesini istediler.
Türk-iş Genel Merkezi önünde eylemlerine devam eden işçilerden Diyarbakır’dan gelen Gülten Kaya, “Artık yeter. Genel grev istiyoruz. Kumlu çıksın bir açıklama yapsın. Sorunumuza bir çözüm bulsun. Perşembe günkü görüşme için olumlu bir sonuç beklemiyoruz. Hakkımızı almadan asla dönmeyiz” diye konuştu.
Ahmet Ünlü isimli işçi ise, bu görüşmenin bir oyalama taktiği olduğunu söyleyerek, “Olumlu bir şey olsa bugün görüşürdü” dedi.
İstanbul’dan gelen Nizamettin Okutucu, “Hükümetin istediği şey, kendilerini haklı çıkarmak. Bu görüşmede az bir şey daha iyileştirme yaparlar. Ama istediğimiz bu değil. Onlar bize 4-C üzerinden teklif verecekler” dedi.
İzmir’den Kenan Karataş isimli işçi ise, “Olumlu bir sonuç beklemiyoruz. Bu girişim, eylemimizi pasifize etmektir. Direncimizi kırmak istiyorlar. Genel grev kararını bekliyoruz” açıklaması yaptı.
Bu arada DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ve KESK Genel Başkanı Sami Evren, işçi temsilcilerinin katılacağı değerlendirme toplantısı için Türk-İş Genel Merkezi’ne geldi. Çelebi ve Evren’in gelişi sırasında işçiler sloganlarla sendika başkanlarına destek verdi.
Memur Sen adına ise Diyanet-Sen Genel Başkanı Ahmet Yıldız’ın cenazesinin toprağa verilmesi nedeniyle toplantıya kimsenin katılmayacağı öğrenildi. (ANKA)
(ME/BÜN) (Anadolu Ajansı)
Tags: erdoğan başbakan türk iş randevu verdi, Erdoğan Türk-İş'e Randevu Verdi
Baykal, Türkiye’de Darbe Siyaseti Değil Darbe Ticareti Olduğunu İddia Etti.
CHP lideri Deniz Baykal, Türkiye’de darbe siyaseti değil darbe ticareti olduğunu iddia etti. Baykal, ülkede darbe olmadığını ileri sürerken, bunun sadece söylemden ibaret olduğunu söyledi.
Partisinin grup toplantısında konuşan Baykal, darbe iddiaları üzerinde durdu. Baykal, bu konuda somut bir delilin olmadığını iddia ederek, “Türkiye, askeri müdahaleyi en son 12 Eylül 1980′de yaşadı. Son günlere kadar Türkiye’de bir darbe tartışması yaşanmadı. Bugünkü iktidar 8. yılını yaşıyor. Ortada bir darbe yok ama bir darbe söylemi var. Darbe kelimesi, ortada bir darbe girişimi olduğu için mi yoksa başka hesaplar için mi gündeme geliyor? Gerçekte var mı böyle bir şey. Böyle bir şey olduğuna dair somut hiçbir şey ortaya çıkmadı. Darbe siyaseti yok da darbe ticareti var. Önemini kaybetmiş siyasiler ‘acaba darbeyle bana bir hayatiyet zerk edilir mi?’ diyorlar.
Genelkurmay Başkanlığı’nda bir irtica eylem planı hazırlandığına ilişkin somut iddiaları ağzına alıp konuşmaya başlayınca bu konuları tartıştık. Biz de ihtimalleri sıraladık, bu olay Genelkurmay Başkanlığı’nda Başkanın bilgisi dışında mı bilgisi dahilinde mi. İkisi de vahim. Araştırıldı, anlaşıldı ki belge fotokopi. Fotokopiyle bu iddia ispat edilmez dediler. 4.5 ay sonra biri mektup yazıp ‘orijinal belge bende’ dedi. Bu belge de postayla Ergenekon savcılarına gönderildi. Evet belge elimizde dediler. Önemli, inceleyelim dedik. Adli Tıp’a sevk edildi. Böyle olması muhtemeldir dendi. O Adli Tıp ki kadrolaşma anlayışıyla oluşturulmuş.”
“ALBAY BELGEYİ ELDİVENLE TUTTU”
Baykal, Adli Tıp raporlarının gerçeği yansıtmadığını iddia etti. Baykal, “Bu belgeyi, altında imzası olan albaya verdiler incele diye, adam dedi ki ben bunu tutmam, çünkü tutarsam parmak izim olur. Eldivenle tuttu o belgeyi. Adli Tıp sabıkalı bir kurum. Üzmez olayından, Garipoğlu olayından biliyoruz. Ne oldu bu iş? Nerede o tanık. Niye çıkarmadınız. O CHP’yi de suçlamak istiyordu. Ortada bir iddia var. O iddia doğruysa çok önemli değilse daha da önemli. Şimdi onu eskittik yenileri gelsin. Artık Dursun Çiçek’le reyting yok. Senin derdin reyting mi işin özüyle mi uğraşmak. Bir askerin komutanını vuracağı söyleniyor. Ne oldu, adamı aldılar bıraktılar. Bir daha gündeme geldiğinde çekti vurdu onur intiharıyla.” diye konuştu.
“ARINÇ’A SUİKAST SANKİ AŞK-I MEMNU”
Baykal, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik darbe girişimi iddiaları konusunda ise şunları söyledi: “Başbakan yardımcısına suikast var dediler. Arkasından yeni bir heyecan daha. Sanki Aşk-ı Memnu dizisi. Her hafta millete nasıl bir senaryo sunalım. Haydi çocuklar çalışın, daha da yüksek heyecan ve gerilim yaşatın deniyor. Her hafta yeni bir senaryodur. Birileri bir yerde yazıyor. Başkaları başka bir yerde sahneye koyuyor.”
(CİHAN) (Cihan Haber Ajansı)
Tags: baykal aşkı memnu, baykal planları, chp lideri, memnu, Planları Aşk-I Memnu'ya Benzetti
Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısında Yandaş Medyayı Uyararak ‘Bize Gaz Vermeyin. Biz Ne Yapacağımızı İyi Biliriz’ Dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti grup toplantısında partililere seslendi. Konuşmasında yandaş medyayı uyaran Erdoğan, ‘Bize gaz vermeyin. Biz ne yapacağımızı iyi biliriz’ dedi.
İşte Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Türkiye genelinde yaşanan kış şartları vatandaşlarımıza zorluklar yaşatıyor. Valilerimiz ve belediyelerimiz önlemlerini önceden aldı ve almaları için rica ediyoruz.
Türkiye’de kış devam ederken biz bu şartlara aldırmadan açılışlar gerçekleştirdik. Soğuklara rağmen Elmadağ rampalarını açtık, 223 trilyon harcadık. Her zaman söylüyoruz, Biz Ferhat’ın, milletimiz Şirin ve biz ona ulaşıyoruz. Ölüm rampaları bitecek. Yollar düzeliyor.
Medya bunları anlatmıyor, işlerine gelmiyor. Nerede olumsuzluk görsün onu anlatıyor. Bir de bu güzellikleri gör ama işine gelmiyor, gel şunu bir anlat. Milletimizin bu gurura ihtiyacı var. Diğer tarafta bir Çeşme açarlar, onu sürekli gösterirler. Ama bu millet bunu yutmayacak. Biz görevimizi yapıyoruz.
Şu anda bölünmüş yol 17.500 km’ye ulaştı. Ziya Paşa’nın da sözü şu: “Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri” Biz bu eserlerle yad edileceğiz. 26 ayrı tesisi hizmete açtık. Tek merkezden bu açılışları yaptık. Her törende de halkımız soğuk havaya rağmen bizimle birlikte olmuştur, çok teşekkür ediyorum.
ANKARA’DA KAOS, BİZ İŞ ÜRETİYORUZ
AK Parti’nin Türk siyasetine iktidar olmaya kazandırdığı tarz budur. Neyi hedeflediğimiz, Türkiye’yi nereye taşımak istediğimiz eserlerimizde kendisini anlatıyor. Şu an da 81 vilayetine eser kazandırmış bir AK Parti var. Biz bugüne kadar eserlerimizle konuştuk, yaptıklarımızla konuşmaya da devam edeceğiz.
Ankara’daki tartışmalara takılsak ne olacak. Onlar burada kaos üretiyorlar, biz iş üretiyoruz. Onlar yapay tartışma yaratıyor biz çalışıyoruz. Onlar yıkıyor biz yapıyoruz, farkımız bu. Biz ne olduğumuzu ne olmadığımızı ortaya koyuyoruz. Bizi yıpratmak isteyenler gerginliğin temsilciliğini yapıyorlar. Bizi karalamaya çalışanların sicili kara lekelerle dolu.
TEK PARTİ DEYİNCE AKLA CHP GELİR
Tek parti zihniyetçiliğini kimin yaptığı bellidir. Şüphem yok biliyorsunuz. Bu ülkede çetelerin avukatlığını kimin yaptığı ortadadır. Muhalefetin vekilleri avukatlık için Silivri’den hiç ayrılmıyorlar.
Bu ülkeden tek parti deyince akla CHP gelir. Önce aynaya bir bakın, kimi göreceğiniz belli olur. Biz sandıklardan geldik. Bunu vatandaşım çok iyi bilir. Biz şeffaf olarak geldik.
Bu ülkede tahammülsüzlük, gerilim, kriz deyince akla kimin geldiği belli. Demokrasiye seyirci kalanlarda açık seçik ortadadır. Milletim maske altındaki yüzleri çok iyi biliyor. Maskeler ve maskelerin arkasındaki yüzler bellidir. Neden CHP’ye bu ülkeden iktidar verilmiyor. Çünkü halk illallah demiş. Bunlar yamalı siyaset yapıyorlar.
Çok önemli bir süreç içinde geçiyoruz. Türkiye değişecek mi, yoksa yle gelmiş böyle gidecek mi? Aksak bir demokrasi bu millet için yeterli mi? Bizim tavrımız 7 yıldır çok açık. Biz değişimden yanayız. Biz demokratikleşmeden yanayız.
TÜRKİYE KAZANACAKSA BİZ KAYBETMEYE HAZIRIZ
Aksak bir demokrasi mi, yoksa çağdaş bir demokrasi mi? Biz değişimden yanayız. Biz bu millete sevdalıyız. Türkiye’nin ufkunu ve vizyonunu genişletmeliyiz. Türkiye kazanacaksa biz kaybetmeye hazırız. Önemli olan alacağımız oy, geleceğimiz yer önemli değildir. Kim ki statükodan yanaysa bilin ki istismarcı olan odur.
Bugün eğer çeteler gün yüzüne geçiyorsa, kirli planlar açığa çıkıyorsa bu kararlı bir iradenin neticesidir. Bu hükümetin cesur duruşundan kaynaklanmaktadır.
BİZE GAZ VERMEYE ÇALIŞMAYIN
Bazı köşe yazarları da kusura bakmasınlar bize gaz vermeye çalışıyor. Bize gaz vermeyin. Biz ne yaptığımızı çok iyi biliyoruz. Biz bu yola çıkarken bütün bunların planlarını yaparak çıktık. Bu yazıları açıkça köşenizde yazabiliyorsanız insaf edin, 7 sene önce bu yazıları neden yazamıyordun. Köşe yazarları hukuk devleti içinde bu işlerin nasıl yürütüleceğini iyi bilsinler.
Önce hukuku öğrenin, biz öyle öfkeyle hareket edenlerden olmayacağız. Dik duracağız ama diklenmeyeceğiz. Biz Türkiye’nin selameti için risk alıyoruz. Türkiye’nin hukukunu koruyamayanlar kendi hukuklarını da koruyamazlar.
Uğur Mumcu cinayeti hala aydınlatılamadı. Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Uğur Mumcu suikastından sonra belli kesimler töhmet altında bırakıldı. Ama şimdi her şey açığa çıkıyor. Tarih gerçekleri ortaya koyuyor. Bugün bizim yaptığımız kirli saldırıların üzerindeki sis perdesini aralamak. Azmettirenler ortaya çıktı. Bir yürütmedeki işlerimizi yaparız, gerisi yargının işidir. Bizim dönemimizde yaşanan olayların failleri ortaya çıkarıldı.
ANAYASA YAPMAK PARLAMENTO’NUN GÖREVİ DEĞİL Mİ
Bu kanunsuzluklar mücadele tek başımıza sürdüreceğimiz bir konu değildir. Muhalefetin desteği çok önemlidir. Ama onların çetelerin avukatlığını yapması anlaşılamaz. Muhalefetin çetelere avukatlık yapmasını milletin takdirine bırakıyorum.
Gizli kapaklı işlerin ortaya çıkmasından kim neden rahatsız oluyor. Anayasa yapmak bu parlamentonun görevi değil mi? Yeri gelince yine yapılır ama “istemezük” başlıyor. Bunlar “istemezük” familyasının insanları.
İsteyen istediği tavrı takınsın ama biz samimi olacağız. Bizi düşürmek istedikleri tuzaklara düşmeyeceğiz, yapıca olmaya devam edeceğiz. Sorumsuz davranışlar karşısında sorumsuz tavır sergileyemeyiz. Çünkü bir kanun devleti olmanın peşinde değiliz biz hukuk devleti olmanın peşindeyiz. Biz yetkimizi milletimizden aldık, hesabı da milletimize veririz.
CHP YAZDIĞI RAPORLARI KABUL ETMİYOR
Milli birlik ve beraberlik istiyoruz. Bunu da demokratik açılım süreciyle pekiştirmek istiyoruz. Biz çözüm adımlarını atarken muhalefet kişisel hırsla itiraz etti. CHP önce yazdığı raporları kabul etmiyor, kendi web sitelerinde var. Biz araştırmadan, soruşturmadan adım atmayız.
Birileri görmek istemeyebilir. 30 yıldır devam eden terör, toplumsal barışın altına nifak tohumları ekiyor. Mevlana’nın sözü gibi “Sen gözünü kapatınca alem yok olmuyor” Bu sorunlar görseniz de görmesiniz de büyüyor.
YASALARI TBMM’YE GETİRECEĞİZ
AK Parti olarak niyetimizi anlatmak için bir kitap hazırladık. Bir kitapçık bastık. Bu kitapta fısıltıyla ortaya atılan iddialar yer alıyor. Demokratik açılım kitabımızı teşkilatımız okusun, anlatsın. Süreç engellenmeye çalışılacak. Ama buna izin vermeyeceğiz. Türkiye’ye nasıl bir aydınlık kapı araladığımızı anlatmak zorundayız.
Orta vadede çıkarmayı planladığımız yasaları önümüzdeki günlerde TBMM’ye getiriyoruz. Demokratik açılım sürecimizin ikindi turunu başlatacağız. Konferans ve sempozyumlar düzenlenecek. Milli birlik ve kardeşlik projemizi anlatacağız.
KİMSE İKİNCİ, ÜÇÜNCÜ SINIF VATANDAŞ SAYILAMAZ
Irkçılık bizim tarihimizde hiçbir zaman tutunamamıştır. Hiç kimse anne babasının etnik kökenini taşıdığı için kusurlu sayılamaz, ikinci üçüncü sınıf sayılamaz.
Eğer bir olacaksak farklılıklarını zenginlik sayacağız. Şu an Türkiye genelinde ırkçı ajitasyon karşısından son derece dikkatli olmalıyız. Bazıları bu insanlık suçunu kullanarak kendisine zemin hazırlayabilir. Yayılmak istenen ırkçılığa karşı dikkat etmeliyiz.
Gerçek milliyetçilik asla ırkçılık değildir. CHP ve MHP’yi ele geçiren yönetim anlayışları ruh ikizidir. Irkçılık temelli siyaset yönetenler, süreci engellemeye çalışıyor. Zor ama tarihi bir süreçten geçiyoruz. Türkiye’nin bekasını her şeyin üstünde tutuyoruz. Gönül dilini muhafaza edeceğiz. Hizmetlerimizle farkımızı ortaya koyacağız.
Tags: bize, bize gaz vermeye çalışmayın, çalışmayın, gaz, haberler, recep erdoğan, vermeyeErdoğan Memur-Sen’in Düzenlediği Kongrede Muhalefeti Sert Dille Eleştirdi.
- Bu Meclis Anayasa değişikliği yapamaz dediler. Niye yapamaz Halbuki bunu yaptı bu Meclis.
- Halkın iradesiyle oluşan bu meclis’e bu iradeyi kullanma noktasında, olumsuz yaklaşan zihniyetler bu ülkede görev yaptılar. Bu ülkede muhalefet görevi üstlendiler.
- Hani kuvvetler ayrılığı prensibi vardı. Hani yürütme vardı, hani yargı vardı?
- 367 garabetinin mucitleri çıkıyor, akla ziyan iddialarla, reformların önünü kesmek için yeniden sahne alıyor.
BU MECLİS UZAYLILARDAN MI OLUŞTU
- Bu meclis uzaydan mı geldi, uzaylılardan mı oluştu. Bu millete göbeğini kaşıyan adam diyeceksin, bidon kafalı diyeceksin, milletin seçimini aşağılayacaksın, ondan sonra kalkop milletin iktidarını sivil diktayla suçlayacaksın.
- Bu ne perhiz ne lahana turşusu.
- Gerekirse partim kaybetsin diyorum, bunlar kalkıyorlar, eski tek partili baskıcı dönemin hayalini kuruyorlar. O günler eskide kaldı, o günlere dönüş asla olmayacak.
- Bu tartışmalar ibretlik tartışmalardır. Arşivden çıkarttım. Merhum Adnan Menderes’i idama götüren, 40 yıl önceki manşetlerle, bugün atılan manşetler arasında fark bulamazsınız. Özal’a yapılan iftiralar, hakkında yazılan yazılar, ki bazıları hala köşelerinde yazıyorlar. Bugünküler arasında fark bulamazsınız. 40 yıl önceki, 15-20 yıl önceki iftiralar senaryolarla bugünkülerin nasıl paralellik arz ettiğini şaşırarak izliyorsunuz, izliyoruz.
- Çok partili demokratik hayatımız, merhum Menderes’e çok şeyler borçlu. Bize tek parti diktatörlüğüne Türkiye gidiyor iftirasını atanlar önce aynaya bir baksınlar. Bu ülke tek parti diktatörlüğünü yaşadı, kiminle yaşadı CHP’yle yaşadı ve o diktatörlük döneminde CHP’nin il başkanları, aynı zamanlarda o ilin valisiydi, belediye başkanıydı. Şimdi hangi yüzle kalkıpta, onların o düşünce grupları bunu söyleyebiliyor. Ayıp oluyor ayıp, kendinize çeki düzen verin.
- Menderes’ten kırıldı. Yani şimdi Menderes bu noktada, milletin teveccühüne mazhar olduysa ona iftiraya yeltenemezsiniz ki. Onun için siyaset hayatımız demokrasi noktasında Menderes’e çok şeyler borçlu, ekonomik hayatımız Özal’a çok şeyler borçlu. Ak Parti iktidarıyla da AB konusunda, Türkiye demokrasisini geçmişle kıyaslanmayacak düzeyde yükseltti. Sessiz devrimlerle siyasi kurum güçlendi. Bu üç dönemde Türkiye’nin demokrasi tarihin not düşen önemli bir aşama yaşandı.
- Bu ülkede yıllar yılı bir şey konuşulur. Cumhurbaşkanı’nı halk seçsin. Bunu yapabildiler mi? Seçtiremediler. Yasal düzenlemeyi yapamadılar. Ama biz yaptık. Şimdi Cumhurbaşkanı’nı, egemenliğin kendisinde olan halk seçecek. Dediler ki 5 yıl çok. Bu süreyi indirelim. Herkes bu işe muhalefet etti. Bize kadar gelen iktidarlar 5 yılı kaldıramadılar. Ama biz geldik, 5′i 4′e indirdik. Dedik ki taze olsun, böyle gitsin bu iş. Bunu biz yaptık. Nasıl oluyorda bunun adı sivil faşizm oluyor?
BU İŞ TAHAMMÜL İSTER
- Onlar koltuğa yapışmak istedikleri halde, millet 5 yıl iktidarda kal dediği halde, 3.5 yıl iktidarda kaldılar, 5 yıl kalamadılar. Bu iş tahammül, başarı ister. Eğer bu becerin varsa o zaman buna tahammül edersin. Fakat biz çok çirkin kampanyalara maruz kaldık. Partimizi kurduğumuz günden beri, iktidara geldiğimiz günden beri, bizimle ilgili iddiaların tamamı sanaldır, yapaydır.
- Bakınız çok tipik güncel bir örneği sizlerle paylaşmak istiyorum. 2008′de İstanbul’da Muhsin Ertuğrul sahnesini yeniden yapmak üzere çalışmalara başladık. Aslında IMF ve Dünya Kongresi’ni yapabilecek bir merkez kurmamız gerekiyor ve bu merkez İstanbul’da yok.
- En sonunda kongre vadisi dediğimiz, Lütfi Kırdar yanında, Hilton ile o arada, burada yerin altına girelim ve devasa bir kongre merkezi kuralım dedik.
- 7 kat yerin altında, 5 kat yerin üstünde, yaklaşık 120 bin metrekarelik, bir devasa İstanbul Kongre Merkezi’ni 13 ayda bitirdik. 300 trilyonun üzerinde masrafımız oldu. Bunu yaparken hemen yanı başında Muhsin Ertuğrul var. O da çok cüce bir tiyatro sahnesi. Dedik ki bunu da büyükçe bir tiyatro sahnesini kuralım dedik ve sahneyi yıkma kararı aldık. Biz ilk kazmayı vurduk. Belli kesimler bana partime hükümetime vurmaya başladılar. İddaya bakar mısınız?
- Biz orada tiyatroyu yıkacakmışız, oraya cami inşa edecekmişiz. Bu sizlere gülünç komik gelebilir. Ama köşe yazarları dahi bunu köşelerine taşıdılar. Şu anda işte önceki hafta açılışını yaptık. Orada Türkiye’nin İstanbul’un en modern tiyatro binalarından biri yükseldi.
- Bunu tipik bir örnek olduğu için dikkatlerinize getirdim. 7 yıldır yapılan hep bu olmuştur. Türkiye’yi bölünmüş yol ağlarıyla örüyoruz. 79 senede 6 bin bölünmüş yol yapıldı biz bu 7 seneye 11 bin kilometre bölünmüş yol yaptık.
- Başbakan böyle diyor ama bu yollar hep çukur, hep dökülüyor. Yahu insaf be. Şurada Cumartesi günü, meşhur Elmadağ Ölüm Rampalarının açılışını yaptık. Bunu söyleyenler, yazanlar çizenler, oradan geçeceksiniz. O ölüm rampalarının hayat hikayesi neydi? Ne hayatlar söndü. Gör köşende bir yaz be. Yazmaz. Niye? İşte bu cibilliyetin gereği.
- Dün kar bora fırtına demeden Bozüyük’teydik. 127 kilometrelik yolun açılışını yaptık. Bazı bölümler, 3 gidiş 3 geliş, bazıları 2 gidiş 2 geliş ve iki tane tünel de var, Ertuğrul ve Osmangazi tünelleri. O virajları hatırlayın. Zaten kış mevsiminin büyük bir bölümünde oralar çalışmazdı.
- Bu hizmetler nasıl yapılıyor? Neydi ne oldu? Biz iktidara geldik bu iş başlamış durmuş, yüzde 20’si yapılmış. Yüzde 80′nini iki yıl içerisinde bitirdik. Çünkü müteahhitlerle her şey kopmuş oralara gelmiş. Bütün bunlar bir azmin neticesi.
- Bize karşı vicdansız saldırıyı yürütüyorlar. Kitlelere korku empoze ediliyor. Tedirginlik verilmek isteniyor. Bunlar gelirse laiklik elden gidecek. Bizim yaşam şeklimiz değişecek.
- Bunu 4.5 yıl İstanbul’a belediye başkanıyken de aynı şeyleri aynı iftiraları söylediler.
- Şimdi bunlar gelecek, İstanbul’da otobüste ayrılacak, kadınlar erkekler ayrı bölümlere oturtulacak. İftira kampanyası. Hatta bunlar trenden, afedersiniz başı açık olanları atacaklar. Bunları dediler.
- Yahu 7 yıl oldu, neyin değişti? Yaşamında ne değişti? Ekonomik olarak yaşam koşulların daha iyiye gitti. Ülke şantiye haline geldi. Türkiye’nin ekonomisi 1. sırada. Avrupa’da . sırada. Bütün bunları gör. Devletin borçlanma faizi yüzde 63′ken 7′ye kadar indi. Bankalar fonlara devredilmedi mi? Ama şimdi böyle bir şey yok. Niye? Çünkü biz demokrasi ve ekonomiyi at başı götürdük.
- Hangi meseleyi el atsanız önünüze korku tüccarları çıkıyor. Bu ülkede bazı etnik grupların sorunu var mı var. Herkesin ortak fikri. Ama hadi çözelim dediğiniz zaman engelle karşılaşıyorsunuz.
TERÖRÜ ÇÖZMEYE KİMSE YANAŞMIYOR
- Bu ülkede terör meselesi var mı? Evet var. Hadi gelin çözelim dediğinizde, öyle fırtınalara koparılıyor ki bilindik yöntemlere başvuruyorsunuz.
- Ülkemizde azınlıkların meseleleri var mı? Ekonomik sorunlar var mı? Türkiye’de ayak bağı olan bir çok sorun var. Çözelim dediğiniz anda ortada hiç kimseyi bulamıyorsunuz.
- Bu ülkede Anayasa sorunu var mı? Evet var burada da hem fikiriz. Herkes hem fikir. Anayasa’nın belli bölümünden şikayetçi. Türkiye’ye yakışan anayasa’yı yapalım diyorsunuz. Hayır biz yanaşmayız, yanaştırmayız diyorlar.
- Çünkü bir 367 deneyimi, 411 deneyimi yaşandı. Onun için çekiniyorlar. Bu ülkede yasama organının yetkisine müdahalenin olduğunu görüyor halk, bu sıkıntı veriyor.
- Değişime dönüşüme her türlü yeniliğe kapalı bir Türkiye nasıl gelişecek? Kürsüye çıkan herkes demokrasi diyor. Ama iş uygulamaya geldiğinde ortaya engeller bariyerler çıkıyor. Ülkenin gündemi değişik mecralara gidiyor.
- Şu anda köşelerinde, koalisyon dönemlerine methiyeler dizenler var.
- Mütekait siyasetçiler var. Bu ülkede aylarca Bakanlar Kurulu toplanamadı. Toplantıyı Başbakanlık’ta mı evde mi hastanede mi yapalım. Gazeteler bunları yazdı çizdi. Aynı kabinenin bakanları gazete sayfalarında günlerce haftalarca birbirlerine topa tutuyor. Partilerin biri bir tarafa, diğeri bir tarafa çekiyordu. Ekonomik politika, dış politika deseniz hak getire. Koalisyonlar bırakın milleti, kendi dertlerine çare bulamıyordu. Anayasa’lar fırlatılıyordu. Bunları gördü bu ülke. Koalisyon demek, istikrarsızlık erken seçim demekti.
- Bu ülkede 16 ayda bir hükümet kuruldu. Böyle bir ülkede istikrar olur mu?
- Hemen erken seçim diye bağırıyorlar. Ne zamansa tarih o zaman olacak. Boşuna böyle bir özlemin içine girmeyin. Türkiye’de güçlü bir siyaset var.
-Sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın. Bunlar kendileri unutuyor, herkesi de unuttu zannediyorlar.
- İrtica dediler tutmadı, laiklik elden gidecek dediler tutmadı, takiyye dediler tutmadı, ihanet hıyanet dediler tutmadı. Bundan sonra da ne yaparlarsa yapsınlar, ne derlerse desinler tutmayacak.
- Milletimiz, çetelerle mücadele edenleri de çok iyi biliyor, avukatlık edeni de çok iyi biliyor.
- Türkiye’de iktidar değil, çok ciddi bir muhalefet sorunu var. Demokrasilerde iktidar kadar muhalefet de önemlidir.
- Ülkesinin tamamını ifade edemeyen bir muhalefet bu aziz millet için ne üretilebilir? Hiçbir zaman bahane üretmedik, ama muhalefetin de TBMM içinde muhalefet olduğu da iyi görülmelidir. 7 yılda nelerle karşılaştığımızı çok iyi biliyorsunuz.
- Yasa çıkaracağız, hayır çıkaramazsın. Anayasa’yı değiştireceğiz, hayır değiştiremezsiniz. Cumhurbaşkanı seçeceğiz, hayır seçemezsiniz. Çetelerle mücadele edeceğiz, hayır edemezsin. Biz bunları hep gördük.
- Biz direksiyondayız gaza basıyoruz, biri geliyor frene basıyor. Biri geliyor debriyaja basıyor. Biri geliyor vites düşürüyor. Biri geliyor direksiyona müdahale etmeye gayret ediyor.
- Çağdaş demokrasilerde demokratik unsurların her birinin yeri bellidir. Ama bizde sorunların üzerine gittiğinizde statükoyla karşılaşıyorsunuz. Bütün bunlara rağmen asla umutsuz karamsar değilim, biraz önce de belirttiğim gibi asla mazeretlere de sığınacak değilim. Ülkemiz adına büyük umutlar taşıyorum. Türkiye için üretmeye ter dökmeye devam edeceğiz.
HAYAL KIRIKLIĞI YAŞATMADIK
- Biz bu millete hayal kırıklığı yaşatmadık. Bu millet seçimler yoluyla emanetini bize geldi. Bunu bizden alacak olan da milletin ta kendisidir. Kim ki o emaneti gasp etmeye yeltenir, karşısında önce bizi, sonra da milletin kendisini bulur.
- Milletin emaneti kutsaldır. O emanete uzanan ellere dur demek boynumuzun borcudur. Tahriklerle kışkırtmalarla hiç kimsenin varacağı yerler yoktur. O dönemler yoktur.
- Tek başımıza da kalsak, milletin egemenliğini, demokrasiyi hukuku savunmaya devam edeceğiz. Ama demokrasiyi yüceltmek, onun standartlarını yükseltmek, STK’nın medyanın her kurumun görevidir. Memur-Sen gibi cesur kararlı tavır sergileyen herkesi kutluyorum.
- Dış politikada da attığımız adımlarda, bölgesel küresel mesellerde Türkiye’nin oynadığı rol çok farklı. Artık Türkiye gündemi belirlenen bir ülke değildir, artık Türkiye gündem belirleyen bir ülkedir.
- Avrupa’da işçi ve memur yok, çalışanlar var. Ben diyorum ki gelin birleşin. Memur ayrı işçi ayrı olduğu zaman. Bu iş sıkıntılı. Bu işin sıkıntısını ülkeler gördüğü için Avrupa bu işi teke indirdi. Bu bizlerin de işini kolaylaştıracak ve ülkemizin işini kolaylaştıracak. Ben bunu hem memur hem de işçi kesimiyle görüştüm. Hadi gelin bu adımı atalım, bu işi bitirelim. Ben buradan duyuyorum. Bundan sonra da biz üzerimize düşeni yapacağız. Sözünü de veriyorum.
- Türkiye kendi değerlerinden kaynaklanan bazı adımları da atıyor, atmak durumunda. Biz her platformda adaleti savunuyoruz. Hemde tereddütsüz savunuyoruz. Şu anda Haiti de çocukların ölümü nasıl bizim yüreğimizi burkuyorsa aynı şekilde Gazze’deki yavruların ölümü de bizim yüreğimizi burkuyor.
- Ama biz bunların hiç birine seyirci kalmıyoruz, hemen Haiti’ye Türkiye bütün sivil savunmayla, gıdasıyla mali yardımla ulaşıyor. Ama aynı şekilde Gazze’ye de ulaşmak istiyor.
- Niye? Çünkü biz insan endeksli olarak hayata bakıyoruz. İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydalı olanıdır ilkesiyle biz buna bakıyoruz.
- Şarm El Seyh’te toplantı yapıldı. Bakınız hala 1 yıl geçti. Toplantı yapıldı, vaatler yapıldı. Hala Gazze’de 5 bin aile hala çadır da yaşıyor.
- Tayyip Erdoğan konuştukça rahatsız oluyorlar. Neden oluyorsun, ben gerçeği söylüyorum. Kapılar açılacak, hastane alt yapı üst yapı yapılacak. Ama yanaşmıyorlar. Niye neden? Gerekçe var mı yok. Bunu uluslar arası bütün toplantılarda söylüyorum. Söylemeye devam da edeceğim.
BU NOKTADAN GERİ GİDEMEYİZ
- BM’nin aynı şekilde okulu hastanesi orada. Yeni bir hazırlığı içerisindeyiz. Gerekirse BM Güvenlik Konseyi’nde çok farklı bir tez sunacağız. O zaman BM ne işe yarıyor sorusu aklına geliyor. Yüzün üzerinde şikayet yapılmış. Öyleyse Birleşmiş Milletler ne işe yarıyor. Bunu burada değil BM Genel Kurulu’nda da yaptım. Biz bulunduğumuz noktadan daha geri gidemeyiz.
- Roman vatandaşlarımız dün yanımıza geldi. Adam yerine konulduk diyor. Demek ki sıkıntı var. Türkiye’deki bütün etnik unsurların sıkıntılarına kulak vermek durumundayız. Eğer Türkiye muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkacaksa bunu başararak çıkacağız. Bizim bunu çözmemiz gerekiyor. Geride bırakıp geleceğe odaklanmamız gerekiyor. Bu sorunlar Türkiye’nin hızını kesen sorunlar. İşte onun için Milli Birlik ve Beraberlik Projes, onun için demokratik açılım süreci diyoruz. Konuşulmasına cesaret edilemeyen hususlar bugün ülkemde konuşuluyor.
Tags: çözmeye, erdoğan, kimse, terörü, yanaşmıyorGenelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, darbe iddiaları ile ilgili olarak ”Vatandaş önce gerçeği aramalı. Bugün gerçeğe çok ihtiyacımız var” dedi.
Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’nda Kazım Karabekir için özel anma töreni düzenlendi. Törende konuşan Başbuğ, Kazım Karabekir’in ara, öğren. Yanlış bilgi felaket getirir. Her işin hakikati aranmalı. O zaman kendi yolunu bulabilirsin” sözlerine atıfta bulunarak ”25 Ocak 2010′dayız. Karabekir’in sözlerinin günümüz Türkiyesi’nde ne kadar önemli olduğunu anlamış bulunuyoruz” diye konuştu.
‘Balyoz darbesi’ iddiası
Taraf Gazetesi darbeye ortam hazırlamak amacıyla yeni bir eylem planı iddiasını ortaya atmıştı. “Balyoz Güvenlik Harekat Planı” adı altında “Çarşaf”, “Sakal”, “Oraj” ve “Suga” adı verilen planlara göre, Beyazıt ve Fatih camilerinde cuma günü bombalı saldırılar düzenlenecek, Ege’de Türk jeti düşürülecek, AK Parti aciz gösterilmeye çalışılacaktı.
Kaos ortamı sonunda 11 sayfalık ‘Balyoz planı’ hayata geçirilecekti. Gazetenin haberine göre, dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan yönetimindeki askerler, darbeye direnebilecek 200 bin kişiyi stadlara doldurmayı planlıyordu. Hatta, darbe kabinesi bile hazırlanmıştı. Planda imzası bulunduğu iddia edilen Orgeneral Doğan, “TSK’da her kademede mevcut planları gözden geçirmek üzere harp oyunu, plan tatbikatı ve seminerler yapılması doğal bir uygulamadır” demişti.
Genelkurmay Başkanlığı, konuyla ilgili yazılı açıklamasında, “1′inci Ordu Komutanlığı tarafından 5-7 Mart 2003 tarihleri arasında icra edilen Plan Seminerine ilişkin çeşitli iddialar ve değerlendirmeler medyada yer almaktadır. İddiaları, aklı ve vicdanı olan hiçbir kimsenin kabul etmesi mümkün değildir” ifadesini kullanmıştı.ara, öğren. Yanlış bilgi felaket getirir. Her işin hakikati aranmalı. O zaman kendi yolunu bulabilirsin” sözlerine atıfta bulunarak ”25 Ocak 2010′dayız. Karabekir’in sözlerinin günümüz Türkiyesi’nde ne kadar önemli olduğunu anlamış bulunuyoruz” diye konuştu.
İNCELEME İDDİALARI KABUL ANLAMINA GELMEZ
Org. Başbuğ, Taraf Gazetesi’nde yayınlanan ‘Balyoz’ darbe iddiasıyla ilgili olarak, “Seminer 7 yıl önceydi. Biraz insaflı olmak lazım. Belgeleri inceliyoruz” derken bu incelemenin iddiaların kabulü anlamına gelmediğini kaydetti.
TSK’NIN SABRININ SINIRI VAR
”Vicdansızlara sesleniyorum” diyen Org. Başbuğ, “Allah Allah diye taarruz eden bir Ordu nasıl cami bombalar. Vicdansızlara sesleniyorum, TSK’nın da sabrının bir sınırı var. Nasıl böyle itham edilir? İddiaları lanetliyorum. Sorumlu makamlar sadece şikayet etmez. Ana gündem oldu ama darbe iddialarından hicap duyuyorum. Bu darbe iddialarından kim menfaat sağlıyor, bu da sorulmalı. Sızan bilgiler üzerinde eklemeler ve değiştirmeler var” şeklinde konuştu.
61 BİLGİ SIZDIRMA SORUŞTURMASI
Org. Başbuğ, TSK içinden bilgi sızdırma konusuna değinirken, “TSK içinde 61 adet bilgi sızdırma soruşturması açıldı. Bilgi sızdıran bir subay 3 yıl ceza aldı ve ordudan atıldı, 9 personel ise tutuklandı” açıklamasında bulundu.
Tags: başbuğdan, darbe, geldi, iddalarına, yanıt
İngiltere’nin önde gelen gök bilimcilerine göre, başka dünyalarda yaşam bulma şansı her geçen gün biraz daha artıyor. continue to read »
Devlet Bakanı Kavaf, Yapılan Değişiklikle Özürlülerin Kamuda Daha Fazla İstihdam Edilmesinin Önünün Açıldığını Belirtti.
Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, yapılan değişiklikle özürlülerin kamuda daha fazla istihdam edilmesinin önünün açıldığını belirterek, ”Özürlü kardeşlerimiz boş olan 38 bin 192 kişilik memur kadrosuna atanabilecektir” dedi.
Kavaf, Yozgat’ın Sorgun ilçesindeki termal tesislerde il ve ilçe yöneticileriyle sohbet etti. Kavaf, Sorgun’da termal kaynaklardan yararlanılarak rehabilitasyon merkezinin kurulabileceğini, bununla ilgili genel müdürlük elemanlarının gerekli çalışmaları yapacaklarını bildirdi.
Milli Basketbolcu Komada
Kar Marmarayı Eve Kapattı
Iğdır Belediye Başkanı Tutuklandı
İngilizce öğrenmek için kursa gitmek şart değil! Tıklayın!
Daha sonra Yozgat’a geçen Kavaf, Yozgat Valisi Amir Çiçek, Belediye Başkanı Yusuf Başer, AK Parti İl Başkanı Yusuf Başer’i makamlarında ziyaret edip, sohbet etti. Kavaf, Başer’i ziyaretinde yaptığı açıklamada, bakanlığına bağlı kurumlarda bir dizi incelemelerde bulunmak üzere geldiğini, Yozgat’ın sosyal hizmet kurumları ve verilen hizmet standardı açısından iyi durumdaki illerden birisi olmasına rağmen, bugüne kadar görme imkanı olmadığını kaydetti.
”Televizyondaki bazı program ve diziler aile yapısını nasıl etkiliyor?” şeklindeki bir gazetecinin sorusuna, ”Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler aile olarak hepimizi etkiliyor” diye yanıt veren Kavaf, şöyle konuştu:
”Bizim kültürümüzde aile kuşatıcı bir kurumdur. Değerler aktarıldığı, çocuğun şekillendiği ilk yer aile kurumudur. Aile birliğinin, bütünlüğünün, bu değerleri aktarma özelliğini muhafaza edilmesi, sürdürülmesi son derece önemlidir. Televizyondaki bir kısım programların özellikle çocuklar ve kurumlarımızın itibarını zedeleyen nitelikte olduğu, kamuoyunun genel kanaati. Bunların yayınlanma şekilleri var, bunlarla ilgili elbette ki uygulanabilecek tasarruflar var, bunlar hayata geçirilebilir. Bu konuda RTÜK ile ilgili yazışmalarımız var, RTÜK Başkanımızı da göreve davet ediyoruz.”
Kavaf, daha sonra AK Parti İl Danışma Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, halkın AK Parti’yi, AK Parti’nin hizmet aşkını anladığını kaydetti. Kavaf, ”Bu halk hakikati gören, hizmeti takdir eden bir halktır. Söze değil, yapılan işlere bakar. Biz ülkemizin refahı için çalışmaya, hizmet etmeye devam edeceğiz” dedi. Kavaf, şunları söyledi:
”Türkiye 3 yıl önceki Türkiye değil, 5 yıl önceki Türkiye değil. Gelişmeleri bizzat hayatımızda ki standartları hissederek, yaşayarak fark ediyoruz. Duble yollarımız, okullarımız, hastanelerimiz sunduğumuz sağlık hizmeti, çocuklarımızın aldığı eğitim hizmeti, milli gelirdeki dağılım. Bunları söylerken pembe bir tablo çizmiyoruz, sıkıntılar yok mu? Elbette sıkıntılar var. Çünkü biz büyüyen ve gelişen bir ülkeyiz. Büyüyüp, gelişirken bizim nakit paraya çevirebileceğimiz doğalgazımız, petrolümüz yok, biz ürettiğini satarak ve bir miktarda borçlanarak kalkınan bir ülkeyiz. Onun için sıkıntılarımız bir çırpıda bertaraf edemiyoruz. Ama kaynakları doğru kullanmak suretiyle halkımızın ve ülkemizin standardını her geçen gün yükseldiğini biz içeride yaşayarak hissediyoruz, dışarıdan gelenlerde bunu bizzat gözlemleyerek ifade ediyorlar.”
Bakan Kavaf, Yozgat Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi’ndeki törende yaptığı konuşmada da 2002 yılında Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumunun 121 milyon 589 bin lira olan bütçesinin, 2010 yılında 18,5 kat artırarak, 2 milyar 374 milyon 302 bin liraya çıkarıldığını bildirdi. 2006 yılında uygulaması başlayan evde bakım hizmetlerinden, 1 Şubat 2010 itibarıyla 217 bin 679 özürlü vatandaşa ödeme gerçekleştirildiğini bildiren Kavaf, ”Bu hizmetle özürlü vatandaşımızın evde bakım hizmeti sunan ailesine ya da yakınına aylık 521.89 lira ödenmektedir. 1 Şubatta özürlü bakımını üstlenen kişilere ödenecek miktar aylık toplam 113 milyon 604 bin 533 lira olacaktır” diye konuştu.
Yapılan değişiklikle özürlülerin kamuda daha fazla istihdam edilmesinin önünün açıldığını belirten Kavaf, ”Özürlü kardeşlerimiz boş olan 38 bin 192 kişilik memur kadrosuna atanabilecektir” dedi.
Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, 10′u akülü 30 tekerlekli sandalyeyi dağıttı. Yozgat Rehabilitasyon ve Bakım Evi’nde barınan engelliler tarafından yapılan yağlı boya ve kuru kalem resim çalışması sergisinin açılışını da yapan Kavaf, daha sonra özürlülerin boş zamanlarında çalıştığı galoş üretim merkezi ve el sanatları atölyesini gezdi. Kavaf’a, burada dokunan portresinin bulunduğu halı tablo hediye edildi. (Anadolu Ajansı)
Tags: 38bin, devlet, kadro, özürlü hakları, özürlüye