Sevgi mesajları Sözleri
Hadi uyandır beni söyle gördüğüm zamansız bir düş mü? Hadi …
İslâm Kelimesinin Sözlük Anlamı
İslam kelimesi sözlükte; teslim olmak, boyun eğmek, itaat etmek anlamlarına gelir. Allahü Teala’nın emirlerine teslim olup itaat etmeğe dayanan bir din olması sebebiyle bu dine İslam denilmiştir.
Terim Anlamı
Allah tarafından peygamberler aracılığıyla insanlara bildirilen dünyada ve ahirette insanları mutluluğa ulaştıracak hayat şekli, itikadî ve amelî bir nizamdır. İslam, akıl sahibi insanları kendi tercihleriyle bizzat hayırlı olan şeylere götüren ilahî bir kanundur.
İslam’ın Mahiyeti
İslam’ın manası, teslim olmaktır; Allah’ın emir ve yasaklarına teslim olmak. Allah’ın hükümlerine teslim olmaksızın İslam olmaz. (Bkz. En’am, 162 ve Nisa, 65) İnsan, Allah’ın yarattığı kuldur.
Allah, ilmiyle her şeyi kuşattığından ve hikmet sahibi olduğundan kulluğun gereği, O’na teslim olmaktır. Hayatın kanunları insanın Allah’a teslim olmasını gerektirir. Çünkü bu kanunları da, insanı da en iyi bilen, Allah’tır.
Bütün kâinat ve içindeki her şey o yaratıcının kanunlarına itaat etmektedir. O yüzden bütün kâinatın dini İslam’dır. Güneş, ay, yıldızlar hep müslümandır. Dünya, hava, su, ışık, ağaçlar, taşlar ve hayvanlar da müslümandır. İslam, Allah’a itaat edip teslim olmak demek olduğu için, bütün bu varlıkların isyan etmeden Allah’a itaat ettiklerini görmekteyiz. Yani teslim oluşlarına, müslüman oluşlarına şahidiz. “Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde olanların hepsi ister istemez O’na teslim olmuştur ve O’na döndürülüp götürüleceklerdir.” (Al-i İmran, 83) Bu ayette gökte ve yerde olanların teslimiyeti insana örnek olarak gösteriliyor ve deniliyor ki “Ey insan, işte sen de böyle teslim olmalısın!” Hz. Ali’nin de dediği gibi “İslam teslimdir, teslimiyettir.” Allah’a teslim olmayan kimse, müslüman sayılmaz. İnsan neye teslim olmuşsa ona kul olmuş demektir. İslam, imanın bir tezahürü, dışa yansımasıdır. İman etmeden teslimiyet, yani imansız İslam olur mu? Olsa bile makbul değildir. Münafıklar inanmadan teslimiyet gösteren insanlardır. Günümüzde de gerektiği şekilde iman etmediği, Allah’ın hükümlerini içine sindiremediği, başka ideolojileri (dinleri) benimsediği halde kendilerini “müslüman” olarak tanıtan insanlar bu sınıfa girerler. İslamiyetin (teslimiyetin) geçerli olabilmesi için gönül rızasıyla, kayıtsız ve şartsız tam bir teslimiyetle Allah’ın şeriatına teslim olmak gerekir.
İnsan da kendi hür iradesi ve tercihiyle Allah’a teslim olursa, İslam’ı seçip müslümanca yaşarsa, kâinatın boyun eğdiğine teslim olduğundan artık o, kâinatla barışıp uyum sağlar. Böylece bu insan, Allahü Teala’nın dünyadaki halifesi, temsilcisi olur.
İslam dinini, kapsamlı olarak kısaca tanımlamak mümkün değildir. Onun kapsamlı tarifi ancak Kur’an ve sünnetin tamamıyla yapılabilir. Çünkü İslam’ın muhtevası ve sınırları Kur’an ve sünnetle çizilmiştir. İslam, Kur’an’dan ve sünnetten öğrenilebilir. Yüce Allah bu dini her yönden mükemmel ve kapsamlı kılmıştır. Öyle ki, İslam’da hükmü açıklanmamış hiç bir mesele yoktur. Bir mesele mubah mıdır, haram mıdır, mekruh veya sünnet midir, vacip veya farz mıdır; yapılan herhangi bir eylem veya inancın hükmü belirtilmiştir. İnanç, ibadet, siyaset, sosyal, ekonomi, savaş, barış, hukuk veya insanı ilgilendiren başka herhangi bir mesele olsun; onunla ilgili dinde mutlaka bir hüküm vardır veya müctehidler, hükmünü Kur’an ve sünnetten yola çıkarak tesbit ederler. Allah, Kur’an-ı Kerim’in özelliğini şöyle açıklar: “Sana bu kitabı (Kur’an’ı) her şeyi beyan etmek, açıklamak için gönderdik.” (Nahl, 89 ve yine bkz.Yusuf, 111) Kur’an ve sünnette hükmü açıkça belirtilmeyen meseleler hakkındaki hükmü, İslam ümmetinin müctehid alimleri, kitap ve sünnete dayanarak çıkarırlar.
Peygamberimiz İslam’ı değişik şekillerde tanımlamışlardır. Bu tanımlardan biri şu şekildedir: “İslam, beş esas üzerine bina edilmiştir (kurulmuştur). Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in (s.a.v.) O’nun kulu ve rasülü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekat vermek, Beyt’i (Kâbe’yi) haccetmek ve Ramazan orucunu tutmaktır.” (Buhari, İman 1; Müslim, İman 22; Nesai, İman 13; Tirmizi İman 3)
Yukarıdaki hadis, İslam binasının bu beş temel üzerinde kurulu olduğunu açıklamaktadır. Dikkat edilmesi gereken husus, bu beş esas, İslam’ın temelleridir ama, İslam’ın tamamı değildir. Bir evin sadece temellerden ibaret olduğu nasıl söylenemezse, İslam’ın bu beş temelden ibaret olduğunu iddia etmek de aynı şekilde yanlıştır. Kur’an-ı Kerim’i açıp okuyan görecektir ki, bu beş hususun dışında ahlaktan, iktisattan, sosyal meselelerden, siyasetten, barıştan, savaştan, hayırdan, şerden… söz edilmiştir. İslam, temel ve binadan meydana gelmiştir. Temel, bu beş rükundur. Bina ise, insan hayatıyla ilgili İslam’ın diğer hükümleridir. Müslümanın görevi, İslam’ı tümüyle tanımak ve tüm olarak ikame etmek, ayakta tutmaktır.
Bu meşhur hadis-i şerifin ışığı altında İslam’ın temellerini ikiye ayırabiliriz: Şehadet kelimeleriyle özetlenen iman ve önemine binaen dört amelin zikredilmesinden anlaşılan amel-i salih.. İslam, şehadet kelimesi ve imanın rükûnlarıyla ortaya çıkan inançtır. İslam; namaz, zekat, oruç ve hac ile ortaya çıkan ibadetlerdir. Bunlara İslam’ın rükûnları, temelleri denilir. İslam’ın geri kalanı ise, bu temeller üzerine kurulan binadır. Bu binayı meydana getiren unsurlar İslam’ın hayat sistemleri, nizamlarıdır: Siyasî nizam, ekonomik nizam, ahlakî nizam, askerî nizam, sosyal nizam, öğretim nizamı vs. İslam’ın hakimiyetini sağlaması için ayrıca müeyyideleri vardır. (Müeyyide: Kanun ve ahlakî emirlerin yerine getirilmesini temin eden kuvvet, yaptırımla ilgili kural demektir.) Bu müeyyideler; cihad, marufu emredip münkerden sakındırmak; fıtrî cezalar, Allah’ın dünya ve ahirette verdiği Rabbanî cezalardır. O halde İslam; inanç, ibadet, hayat sistemleri ve müeyyidelerdir.
İslam, insanın içi ve dışı, kalbi ve kalıbı, aklı ve vicdanı, arzusu ve nefreti, duygusu ve hassasiyetiyle Allah’a teslim olup boyun eğmesidir. Kalbini ve aklını, elini ve eteğini, içini ve dışını Allah’ın hükmü dışındaki her türlü etkiden kurtarmaktır. İslam, genel nizam, hayatın her cephesiyle ilgili kanun ve vahiyle emredilip, peygamberle tebliğ edilen, insan davranışlarının programıdır. Bu programa uyana sevap; uymayana ceza vardır. İslam, Allahü Teala’nın indirdiği ahkam (hükümler), akide, ibadet, ahlak, muame-lat, Kur’an ve sünnetteki haberlerin bütünüdür.
İslam’ın zıddı, cahiliyyedir. (Cahiliyye bir inanç ve yaşama biçimi olarak İslam’ın dışındaki her türlü küfrün ortak adıdır. Küfür demektir.) İslam’ın her parçasının karşısında mutlaka cahiliyye vardır. Hz. Ömer’in dediği gibi, “İslam’la cahiliyyeyi bilmeyenler türeyince, İslam’ın düğümleri teker teker çözülür.” İslam tüm ayrıntılarıyla cahiliyyenin karşıtıdır. Çünkü İslam’dan her bir cüz, Allah’ın her şeyi içine alan ilminin eseridir. Ona karşı olan her düşünce ve hareket de, mutlaka cahiliyyedir. Çünkü o, sınırlı insan ilminin eseridir. Üstelik insanın heva ve arzuları kendisine galip gelebilir; güzeli çirkin, çirkini de güzel görebilir. “Yoksa onlar cahiliyye idaresini mi istiyorlar? İyi anlayışlı bir toplum için, hüküm koyma yönünden Allah’dan daha güzel kim vardır?” (Maide, 50)
Bazı insanlar, cahiliyye yolunda gidenlerin bir kısmının hareket, yaşayış veya bazı sistemlerinde ortaya çıkan güzel ve olgunluğu görünce, şüpheye düşerler. Bunun sebebi, İslamiyetten olan bir şey, bazan cahiliyye ile karışır. İslam’dan olan o şey, orada da güzel görünür. Cahil kişi, İslam’ın hakikatını bilmediği için bu düzene bağlanır. Şayet bu insan hakkı bilseydi, o cahiliyye düzeninde gördüğü kısmî iyiliklerin İslam’a ait olduğunu anlayacak, kaynağa ve asla yönelecekti.
İnançlarda İslam ve cahiliyye vardır. İbadetlerde İslam ve cahiliyye vardır. Ahlakta, siyasette, öğretimde, savaş, barış ve sosyal meselelerde İslam ve cahiliyye vardır. İnsanla ilgili bütün meselelerde, bütün kanun ve kurallarda İslam ve cahiliyye vardır. İnanç ve ibadetlerdeki cahiliyye, cahiliyyelerin en tehlikelisidir. Onun için Allahü Teala, sağlam itikatla beraber bazı cahiliyye hareketlerinde bulunanları affeder ama, inanç ve ibadetleri cahiliyye inanç ve ibadetleri olan kimseyi, İslam’ın tüm ahlakıyla ahlaklansa dahi kesinlikle affetmez. “Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez. Ama bunun dışında dilediğini affeder.” (Nisa, 48)
Allahü Teala İslam’ı bir bütün olarak göndermiştir. Kim tümünü alırsa, işte o müslümandır. Kim onun bir kısmını alır ve bir kısmını almazsa, İslam’la cahiliyyeyi birbirine karıştırmış olur. “Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapanların cezası dünyada rezil ve rüsvay olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise azabın en şiddetlisine atılacaklardır. Allah sizin yaptıklarınızdan gafil değildir.” (Bakara, 85) Her müslümanın, cahiliyyenin bütün âdet ve kurallarından arınmış olması ve İslam’ın bütününü alması gerekir.
İslam Dini’nin Gayesi
İslam’ın getirdiği hükümler, insanların mutluluğunu amaçlamaktadır. Bu hükümlere uygun hareket edenler, hem dünya hem de ahiret saadetini kazanacaktır. İslam, kişinin kalbini, aklî düşüncelerini ve amellerini ıslah ederek, onları yükselterek bu saadetlere ulaştırır. Toplumun saadeti de ferdin saadetine bağlı olduğundan, kişinin mutluluğu aynı zamanda cemiyetin de mutluluğudur. İslam, bu hedefi gerçekleştirmek için birtakım hükümler koymuştur. Bunlara şer’î hükümler denir.
İslam Dini’nin Hükümleri
İslam Dininin hükümleri dört kısımdır.
a-) İman (İtikadi hükümler): İnsanın dinde kabul etmesi ve reddetmesi gereken hususlarla ilgili hükümlerdir. İnsana neleri kabul etmesi, neleri reddetmesi gerektiğini bu hükümler öğretir. İnsan, iman esaslarına inanmakla manevi gıdasını almış, kalbini yanlış inançlardan temizleyerek gerçek değerini kazanmış olur.
b-) Amel: Amel, insanların yaptığı işlerdir. Yapılması veya yapılmaması gereken fiillerdir. Hangi amellerin, hangi şartlarla nasıl yapılacağını ve nasıl sahih olacağını açıklayan hükümlere amelî hükümler denir. Dua etmek, zekat vermek, cihad etmek, ilim tahsil etmek gibi.
c-) Ahlak: Hal ve hareketleri, davranışları, İslamî ve insanî ilişkileri açıklayan hükümlere denir. Ahlakın güzelleşmesine ve vicdanın terbiyesine ait bulunan hükümlerdir. Kötü söz ve yalan söylememe, kendisi için istediğini başkası için de isteme… gibi.
d-) Hukuk (Muamelât, Ukubat): İman, ahlak ve şahsî amel gibi konuların dışında kalan, özellikle devlet yönetimini, toplum idaresini ve ekonomik durumları içeren konuları, evlenme, boşanma, miras dağıtımı, ticari ve siyasi işleri, kısaca İslam devletinin kanun ve kurallarını belirleyen bütün hükümlerdir.
İslam, insan hayatının vazgeçilmez de olsa bir parçası değil; her yönüyle insan hayatının bütünüdür. İslam, insanın günlük yirmi dört saatini ve doğumdan ölümüne her alandaki her yönünü kapsar ve belirler. Tuvalet âdâbından devlet yönetimine varıncaya kadar insanın tüm hayatını kuşatır. İslam, insan hayatının bütünüdür. İnancı, ibadeti, ahlakı ve hukukuyla bir bütündür. Parçalanmaz veya herhangi bir şeyle sentez yapılamaz. Atma ve katmaları, hurafe ve bid’atları kabul etmez. Allah tarafından tamamlanmış eksiksiz bir nizamdır.
İslam’ın Genel Özellikleri
1-) Rabbanîlik: (Rabba ait olmak, ilahî olmak) İslam, hak ve ilahî dindir. Vahye dayanır. Hedef ve gayede Rabbanîdir. Allah’ın rızası bir müslüman için her şeyde vaz geçilmez amaçtır. İslam’ın kaynağı ve metodu da Rabbanîdir.
2-) İnsanîlik: (İnsan fıtratına uygunluk) Kur’an insanlara indirilmiş, peygamberler insanlar arasından seçilmiştir. İslam insana, insanın aklına büyük önem vermiş, fıtratına uygun hükümler koymuştur. İslam’a göre insan, yeryüzünde en güzel biçimde ve halife olarak yaratılmış, ruhi unsur ile seçkin kılınarak evren kendi hizmetine verilmiştir. İslam, insanın hiç bir güç ve enerji odağını ihmal etmez. Onların hepsini ıslaha, çalışmaya ve gelişmeye doğru yönlendirir. İnsan, taşıyabileceği ölçülerde yüklenen bu yükümlülükleri omuzlayarak barış, güven ve huzur içinde yoluna devam eder. Bu yükümlülükler insanın kendi fıtratıyla uyumludur. Gönlünün ve vicdanının sesiyle bütünleşir. Fıtratını ıslah etmeyi hedef alır. İslam’ın tüm hükümleri insanın dünya ve ahiret saadetine yöneliktir.
3-) Kapsamlılık ve evrensellik: İslam, ebediyeti kapsayacak uzunlukta, bütün insanları kuşatacak genişlikte, dünya ve ahiret işlerini içerecek derinliktedir. Mesajı ve hükümleri bütün zamana, bütün dünyaya, bütün insanlığa yöneliktir. İnsan hayatının beşikten mezara tüm aşamalarını ve hayatın tüm alanlarını tanzim eder. İslam’ın öğretileri de kapsamlıdır. Bu kapsam, inançta, ibadette, tasavvurda, ahlak ve fazilette, düzenleme ve yasalarda kendini gösterir.
4-) Vasatlık ve denge: İslam; denge, orta yol, adalet, ölçü gibi temel dinamikleri olan bir dindir. İfrat ve tefritten uzaktır. Aşırılıklar yoktur. İnsanı azdırmaz ve ezdirmez. İnsanın gücü böyle dengeli bir nizam kurmaya yeterli değerlidir. İnanç, ibadet, ahlak ve teşrîde vasat (adalet ve denge) unsurlarını kolaylıkla görebiliriz. Dünya – ahiret, madde – mana, zengin – fakir arasında denge vardır. İnsanın içi ve dışını, ruhu ve bedenini, birey ve toplumu, fert ve devleti, kadın ve erkeği, aile ve milleti dengeler. Her birinin birbirine karşı hak ve görevlerini düzenli, dengeli ve uyumlu bir biçimde belirler.
5-) Açıklık ve netlik: İslam’ın inanç esasları, dini kavramlar sade ve açık seçiktir. Anlaşılması, anlatılması ve kabulü kolaydır. Aklı, mantığı zorlamaz.
6-) Halis din: Analiz ve sentez, atma ve katma kabul etmeyen, kaynağı sağlam ve değiştirlemez olduğundan tahrif edilemeyecek bir dindir. Bid’at ve hurafelere kapılarını kapamıştır. Allah tarafından tamamlanmış ve razı olunmuş tek hak dindir.
7-) Tevhid: İslam, her şeyden önce tevhid dinidir. En mükemmel Allah inancını yerleştirir. İslam’da Allah’ın sıfatları insanlara ve diğer varlıklara verilmez. Allah’ın hiç bir şeye benzemediği vurgulanır. İnsan ve başka yaratıklar tanrılaştırılamaz. Allah’dan başkasına tapınılmaz, dua edilmez.
Tüm peygamberleri tasdik: Allah tarafından gönderilen bütün peygamberlere inanılır. Peygamberler arasında ayrım yapılmaz. Tanrılaştırma ve yakışık almayan isnatlar gibi aşırılıklardan uzak olarak, Allah’ın elçisi ve kulu oldukları kabul edilir.
9-) Egemenlik Allah’ın: Yasa, hukuk ve prensip belirleme, kanun koyma işi sadece Allah’a aittir. İslam; hüküm, hakimiyet, egemenlik ve otoritenin Allah’a verildiği, ezen ve ezilenin, kula kulluk yapanın olmadığı bir toplum oluşturur.
10-) Sağlam kaynak: İslam’ın temel kaynağı Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an, kıyamete kadar tahrif edilemeyecek bir kitaptır. Dünyanın her tarafındaki Kur’an nüshaları aynıdır.
11-) Evrenle uyum: Evren ve içindeki varlıkların tümü Allah’a teslim olup itaat ettiklerinden müslüman sayılırlar. İslam’ı seçip teslim olan insan da kainatla uyum içinde, aynı yasalara itaat etmiş olur. Böylece insanın emeği ve enerjisi evrenin imkanlarıyla bütünleşir. İslam, insanı evrendeki doğal güçlerle çatışmaya ve boğuşmaya sokmaz.
12-) Tek toplum (ümmet) oluşturur: İslam, uyumlu, tutkun ve dayanışma içinde hareket eden bir toplum (ümmet) oluşturur. Akide bağıyla bir araya gelen, ırk, renk, vatan, ülke ve sınıf ayrımı yapmayan bu toplumun temel dinamikleri (harekete geçiren özellikleri) kardeşlik, yardımlaşma, eşitlik, adalet, hakkı ve sabrı tavsiye etme, iyiliği yayma, kötülüğe karşı mücadele etmedir. Zina, fuhuş, hırsızlık, haksızlık, faiz… gibi kötü ahlak ve çirkin geleneklerin ortadan kaldırıldığı, insanların yeme içme, barınma ve cinsel oburluklarının engellendiği erdemli, iffetli bir toplum oluşturur. Küfrün tek millet olduğu gibi; bütün müslümanlar da, birbirlerini ancak kardeş kabul eden tek bir millettir.
13-) Kolaylık ve müjde: İslam; dili, ırkı, mazisi ne olursa olsun kelime-i şehadet getirip buna uygun yaşayan herkesi müslüman sayar. Eşitlik ve adalet esasına dayanır. Kimsenin zorla müslüman yapılmasını kabul etmez. Kalpleri fethederek yayılmayı esas alır. Hükümleri yaşanılacak kolaylıktadır. İbadetlerin yapılmasında gücümüz dikkate alınarak birçok kolaylıklar gösterilmiştir. Gücün yetirilemeyeceği zorluklar emredilmez. İslam’ın rahmet, af ve müjde tarafı ağır basar. İslam, insanın ruhî ve bedenî tüm ihtiyaçlarını hoşgörüyle karşılayıp, kolaylıkla ve basit biçimde çözüm getirir. Ama bütün bu kolaylıklara rağmen, tembellik ve dünyaya aşırı meyilden dolayı kulluğunu ihmal edenler Allah’ın azabıyla ikaz edilirler.
14-) Akla ve ilme önem verir: İslam vahiy dini olmasıyla birlikte, akla büyük önem verir. Akla hitap eder, akıllıyı sorumlu tutar. Bilime de üstün değer vermiş, ilim öğrenmenin her müslümana farz olduğunu bildirmiş, çalışma, öğrenme ve düşünce gibi konulara gereken yeri vermiştir. Yalnız unutmamak lazım ki, İslam akılcı değil, akıllların dinidir.
15-) İnsan hakları: Hiç bir düzende (dinde) görülemeyecek kadar insan haklarını gözeten İslam, insanın şu haklarını korumaya alır:
a- Din emniyeti: İslam, din hakkını ve dini yaşama hürriyetini güvence altına alır.
b- Nefis (can) emniyeti: İslam, yaşama hakkını temin eder.
c- Akıl emniyeti: İlim ve tefekkürü emreden İslam, içki ve uyuşturucu gibi akla zarar verecek şeyleri yasaklar ve aklı her türlü arızalardan koruyucu tedbirler alır.
d- Nesil emniyeti: Irzın, şeref ve namusun korunmasını ve sağlıklı nesiller yetiştiril-mesini temin için İslam gerekli her türlü ortamı hazırlar.
e- Mal emniyeti: İslam malı korumak için, hırsızlık vb. suçlara giden yolları tıkadığı gibi, insanlara yeterli geçim kaynaklarına sahip olma hakkını ve imkanını tanır.
Özetle İslam, her insanın onurunu, namusunu, özgürlüğünü, dinini, malını, canını, geçimini ve işini garanti altına alır.
İslam, insan hakları konusunda hala ulaşılamaz durumdadır. İnsani kardeşlik prensibine yer verir. Irkçılığı ve takvanın dışında üstünlük anlayışlarını reddeder. İslam’ın emir ve yasakları, hükümleri, ibadetleri, ceza anlayışı… eşitliği isbat etmektedir. Diğer düzenlerde bu denli eşitlik teoride bile yoktur. Eşitlik adına adaletsizliğe de göz yummaz. Kadın – erkek eşitliği diyerek cinsel farklılıkların gözardı edilip istismar edilmesine, insanların sömürülerek zulmedilmesine yol açacak aşırılıklara da geçit vermez.
İslam’ın, Önceki Peygamberlerin Şeriatlarıyla İlişkisi
a) İslam bütün peygamberlere gelen dinlerin adıdır (Bkz. Bakara, 130 – 133). İnsanlık dünyaya peygamberle (Hz. Adem’le) gelmiştir. Zamanın şartlarına ve insanlığın ihtiyaçlarına göre Allahü Teala peygamberleri değişik şeriatlarla (hukuklarla) göndermesine rağmen; itikat (inanç) her peygamberde aynı olmuştur.
b) Önceki peygamberlerin tebliğ ettikleri dinler bir kavme gönderilmişti. Hz. Muhammed’e (s.a.v.) gelen İslam, evrensel bir dindir. Yani tüm evrene ve bütün insanlığa Allah (c.c.) tarafından sunulmuş, kıyamete kadar geçerli olacak bir hayat şeklidir.
c) Hz. Muhammed’in (s.a.v.) tebliğ ettiği İslam Dini, önceki peygamberlerin tebliğ ettiği dinlerin hükümlerini (şeriatlarını) nesh edip ortadan kaldırmıştır.Yani şu anda geçerli olan şeriat Hz. Muhammed (s.a.v.)’in şeriatıdır.
d) İslam dini, Hz. Muhammed (s.a.v.)’den önce Allah (c.c.) tarafından gönderilen tüm kitapları ve peygamberleri tasdik eder.
İslâm Hakkında Birkaç Ayet
“Allah katında gerçek din islam’dır.” (Al-i İmran, 19)
“Kim İslam’dan başka bir din ararsa, ondan (bu din) asla kabul olunmaz ve o, ahirette de en büyük zarara uğrayanlardandır.” (Al-i İmran, 85)
“Kim nefsini (tümüyle) Allah’a, O’nu görür gibi teslim ederse muhakkak ki o, en sağlam kulpa yapışmıştır. Bütün işlerin sonu ancak Allah’a dayanır.” (Lokman, 22)
“ Bugün sizin dininizi kemale erdirdim. Üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı verip ondan razı oldum..” (Maide, 3)
İslam’ın Rükûnları
İslam’ın rükûnları (temelleri) beştir: Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın rasülü olduğuna şehadet etmek, namazı ikame etmek, zekat vermek, Beyti haccetmek, Ramazan orucu tutmak..
Peygamberimiz’in İslam’ı tarif ettiği Cibril hadisi diye bilinen hadis-i şerifte ve konunun başında zikrettiğimiz İslam’ın beş temel üzere bina edildiğini bildiren hadiste (cahil halkın yanlış olarak İslam’ın beş şartı dediği) bu beş temelin sayıldığını biliyoruz. Şehadet veya tevhid kelimeleri dediğimiz imanın rükûnlarını (temel ilkelerini) ileride tevhid konusunu işlerken ayrıntılarıyla göreceğiz. Burada, bu ibadetlerin önemine binaen prototip örnekler olarak belirtilen ve diğerleriyle birlikte amel-i salih olarak etrafını câmi olarak tanımlayabileceğimiz rükûnlardan kısaca ve akaidi ilgilendirdiği yönleriyle bahsedeceğiz. Bu amellerin nasıl yapılması gerektiği Fıkıh, ilmihal kitaplarında ve Fıkıh derslerinde konu edinilmektedir.
Amel-i salih nedir? Salih amel, Allah katında razı olunan amellerdir. Bu amel (davranış) iki özellik taşır: Biri, İslam şeriatına uygun olması, ikincisi; niyyetinin Allah rızası için ve O’na ibadet için olmasıdır. Bir amel, bu iki özelliği veya bunlardan birini taşımazsa Allah katında râzı olunan amellerden, yani amel-i salihten olmaz. Böyle bir amelin ecri ve sevabı da yoktur. Yüce rabbimiz buyuruyor ki: “Kim Rabbine kavuşmayı ümid ederse, salih amel işlesin, Rabbine ibadette hiç bir kimseyi ortak koşmasın..” (Kehf, 110)
Amel-i salihin İslam’daki yeri cidden pek büyüktür. Çünkü bu ameller Allah’a, ahiret gününe iman etmenin meyvesidir. Kelime-i şehadetin (tevhidin) manası, amel-i salih işlemek ve bu yola girmekle meydana çıkar. İslam kelimesinin teslimiyet anlamına geldiğini ve bu teslimiyetin de Allah’ın emirlerine itaat edip teslim olma demek olduğunu hatırladığımızda amelsiz, itaatsız, ibadetsiz İslam’ın olamayacağı ortaya çıkar. Amel-i salihin İslam’daki öneminden dolayı birçok ayetler onu övmektedir. Bu ayetlerin bazısı onu imana yaklaştırır, bazısı güzel mükafatını açıklar, bazısı da özellikle ahiret hayatında vereceği faydadan bahseder.
“Andolsun asra ki, Muhakkak insan ziyandadır (zarar görecektir). Ancak iman edip amel-i salih işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç.” (Asr, 1-3) Diğer örnek ayetler için mesela bkz. Maide,9 ; Ra’d,29 ; Nahl, 97 ; Kehf, 30 ; Meryem, 76 ; Ankebut, 7, 9 )
Amelin kabulü için İslam’ı benimsemek şarttır. Bundan dolayı Allah, iman ile amel-i salihi beraber zikretmiştir. Bir kimse, Allah rızası niyyetiyle ve İslam şeriatına uygun bir amel de İşlese, eğer o kişi Kur’an’da belirtilen gerçek İslam’ı tümüyle kabullenip benimsemedikçe o ameli Allah onun yüzüne çarpacaktır. Böyle bir amel için ne bir sevap, ne de bir mükafat vardır. (Bkz. Al-i İmran, 85)
Amel-i salih çok çeşitlidir. İbadet olsun, muamelat olsun, Cenab-ı Hakk’ın emrettiği şeylerin hepsidir. Müslüman, Rabbına itaatı, Şeriata boyun eğmeyi ve Allah’ın rızasını taleb etmeyi düşünerek bir amel işlediği zaman, amel-i salih ehlinden olur.
Bu amel-i salihin başında (dar anlamıyla) ibadetler gelir. İbadetlerin de başında namaz, oruç, hac ve zekat gelir. Bunlar İslam’ın temelleridir. Bu ibadetlerde ihmal veya önemini küçümseme kesinlikle caiz değildir. Bunun için İslam’ı tanımlayan meşhur hadiste açıkça bildirilmiştir.
İslam’da ibadetlerin önemi büyüktür. İbadetler, kişinin Rabbıyla olan ilişkisini düzenler ve belli bir şekilde Allah’a karşı kulluğunu ortaya koyar. İbadetler, Allah’ın kulları üzerindeki özel hakkıdır. Bu ibadetlere özen göstermek ve başkalarını önce imani esaslara, sonra ibadetlere davet etmek gerekir. İbadetler eksik olduğu halde, insanın imanının kuvvetlenmesi ve kalbinde kök salması mümkün değildir. Hatta küfrün egemenliğinin çevre şartlarının tümüne uzandığı günümüzde namaz başta olmak üzere ibadetlere gevşeklik gösteren insanların imanları çok büyük tehlikelere girer. Yani kişinin namaz ve diğer ibadetleri hakkıyla yerine getirmeden mü’min kalması çok zordur. Bunlar, balık için su, insan için hava mesabesindedir.
Bu ibadetler içinde namazın akaid açısından daha büyük önemi vardır. İslam; namazı, müslüman ve kâfir arasını ayırt edici bir alamet olarak açıklamıştır. Ne yolculuk, ne savaş, ne hastalık halinde namazda ihmal caiz değildir. Onu terk etmek ve bu konuda tembellik göstermek münafıkların âdetidir. Kul, Rabbine döndüğü zaman kendisine ilk sorulacak şey namazdır. Namaz, Allah’a olan kulluğunu ve kelime-i tevhidin manasını kişiye devamlı hatırlatan bir ibadettir. Namaz, sahibini her türlü çirkinliklerden, fuhşiyattan ve kötülüklerden meneder. Namazın önemi konusunda Kur’an’daki ayetlerden bazılarının sure ve numaralarını verelim: Rum, 31 ; Bakara, 1-3 ; 153 ve 238 ; Nisa, 103 ; 142 ; Ankebut, 45 …)
Müslüman, namaza “Allahü Ekber” ile çağrılır; onunla namaza başlar, namaz süresince sık sık onu tekrarlar. Çünkü Allah, her büyükten daha büyük, her kuvvet ve kudret sahibinden daha yücedir. Kul, her şeyden daha büyük ve aziz olan Allah’a bağlandıkça, O’ndan başka hiç bir kimseden korkmaz. Başkasına kulluk etmekten sakınır.
Oruç, hac, zekat ve diğer bütün ibadetler, imanı takviye eder, nefsi kötülüklerden arındırır, kulu Rabbine bağlar. Oruçta, Allah sevgisini bedenin isteklerine tercih etme hali vardır. Müslümanı, ihlas, irade ve sabır hallerine alıştırma özelliklerini taşır. Zekat, müslüman için cimrilik ve hasislik hastalığından temizlenmeyi sağlayan mali bir ibadettir. Malın esas sahibinin Allah olduğu, kendisinin ise bir emanetçiden başka biri olmadığını insan zekatla daha iyi kavrar. Zekat, mal sevgisine, Allah rızasını ve sevgisini tercih etmektir. Toplumun muhtaç kesimine hisse ayırmak, böylece sosyal adaletin sağlanmasına hizmet etmektir. Hac ise, müslümanın ameli eğitimidir. Hac ibadetiyle müslümanın fiilen açık ve muayyen bir şekilde kulluğunu ortaya koyduğunu görüyoruz. İlim, cihad, iyiliği emir, kötülükleri yasaklamak, sabır, tevekkül, takva, Allah sevgisi ve O’nun azabından korkmak… gibi emirler, Kur’an’ın üzerinde ısrarla durduğu salih amellerin başında gelir.
İslam’ın Tebliği
İnsanlık tarihi devam ettiği müddetçe, İslam, herkese tebliğ edilmelidir. Bu davet ve tebliğin asıl gayesi, insanları kula kulluktan kurtarıp sadece tek olan Allah’a bağlamaktır. Bu görevi yapacak insanlar mutlaka olmalıdır. “İçinizden insanları hayra çağıracak, iyiliği emredip kötülükten alıkoyacak bir cemaat bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Al-i İmran, 104) ayet-i kerimesi bu durumu te’yid etmektedir. İslam, herkese, ama özellikle müslüman geçinenlere götürülmelidir. Çünkü onların İslam bildikleri şeyler İslam değildir. Bu durum mutlaka düzeltilip onlara hakikat gösterilmelidir.
İslamî davetin gayelerinden biri de, İslam’ı tekeline alıp ona kimseyi ulaştırmayan-ların elinden İslam’ı alıp herkesin ona ulaşmasını sağlamaktır. İslam, hiç bir gücün tekelinde olamaz. Hiç bir güç İslam’ın bazı ibadetlerini elinin altına alıp zorlaştıramaz. Bunu yapanlar, ister İslam adına yapsınlar, isterse cahiliye adına yapsınlar; her iki durum da Allah’a karşı büyük bir edepsizliktir. Çünkü Allahü Teala, kendisine ulaşma yolunda ne kadar engeller varsa kaldırılmasını ister. Hatta o engellere karşı cihadı her müslümana farz kılmıştır. Ta ki, insanlar saf ve berrak olan İslam’ı kendi istekleriyle tanısınlar, öğrensinler ve onu kabullensinler. İnsanları, insanların hakimiyet ve sultasından, değer verdikleri ağalardan, ağabeylerden, atalardan, babalardan, efendilerden ve bağlanıp kaldıkları âdetlerden kurtarıp, hayatın her safhasında Allah’ın nizam ve hakimiyeti olan İslam’a ulaştırmak… İşte, İslam budur ve bütün peygamberler de bunun için gönderilmişlerdir.
İslam’ı Hayata Hâkim Kılmak
İnsanlık tarihi boyunca, İslam’ın esas dayanağı olan temel ilke “La ilahe illallah” kaidesidir. Yani uluhiyeti, rububiyeti, saltanat ve hakimiyeti sadece Allah’ a tahsis etmek kuralı. Bu kaide gönülde ve kalpte inaç; duygu ve hareketlerde ibadet; hayat sahasında da kanun ve nizam olarak tezahür etmelidir. Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet etmek, böyle kamil bir şekilde olmadıkça Allah’a ve İslam’a saygısızlık yapılmış olur.
Bu kaidenin tatbiki insan hayatının bütünüyle Allah’a yönelmesidir. Böylece insanoğlu bütün işlerinde ve hayatın her safhasında Allah’ın hükmüne müracaat ederek buna tabi olur ve Allah’ın hükmünü kendi düşünce ve görüşüne tercih eder.
Allah’ın hükümlerini insanlara ulaştırıp tebliğ eden Rasülullah (s.a.v.)’dır. Bu kaide ise İslam’ın ilk şartı olan şehadet kelimesinin ikinci rüknünü temsil eder. “Şüphesiz Muhammed (s.a.v.) Allah’ın rasülüdür.” (Fetih, 29) İşte İslam’ın dayandığı ve temsil ettiği temel ilkenin ikincisi. Bu kaide bütün yönleriyle hayata tatbik edildiği zaman, en mütekamil bir nizam ortaya çıkar. İşte Allah’ın razı olduğu nizam budur.
İslam’ın hedefi, cahiyyeyi ortadan kaldırmaktır. Bunun için de yeni ve faal bir kadronun oluşturulması lazımdır. Bu kadro, yaşama tarzıyla, düşünce yapısıyla, sosyal düzeniyle, değer yargısı ve kaynağıyla, kısaca her şeyiyle İslam metoduna uygun hareket eden bir cemaattir. İşte, böyle bir kadro ancak yeniden İslam ümmetini oluşturur ve Allah’ın şu beyanatına mazhar olur: “Siz, insanlar içinden seçilip çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. Çünkü iyiliği emreder, kötülüğe karşı çıkar ve Allah’a inanırsınız.” (Al-i İmran, 110). “İşte böylece sizleri mutedil bir ümmet kıldık. İnsanlara şahid (örnek) olasınız ve Peygamber de size örnek olsun diye…” (Bakara, 143)
Selam ve dua ile…
ISLAMIN ŞARTLARI
1-Kelime-i şahadet getirmek (Eşhedu enlâ ilâhe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasuluhu).
2-Namaz kılmak.
3-Oruç tutmak.
4-Zekat vermek.
5-Hacca gitmek.
İMANIN ŞARTLARI
1-Allah’ın birliğine inanmak.
2-Meleklere inanmak.
3-Kitaplara inanmak.
4-Peygamberlere inanmak.
5-Ahiret hayatına inanmak.
6-Hayır ve şerrin Allah’dan geldiğine inanmak.
Namaz.. Namaz Dinin direğidir. Namaz İslam’ın en temel şartlarından ve her Müslüman kişinin yapması gerekli olan ibadettir. Namaz’ı sevmeliyiz. Onu sevmek için önce onu iyi tanımalıyız. 5 vakit Namaz için davet ediliyoruz. Ne büyük bir şereftir. Kime nasip oluyor ? Elhamdülillah,
Müslümanlar için bir davettir. Namaz kılarak Rabbimiz c.c. olan şükran borcumuzu ödemek mümkün değil elbette, fakat Rabbimiz c.c. emrettiği, Namaz konusunu yerine getirerek, tüm pisliklerden de arınmış oluyoruz. Günde 5 vakit ne güzel abdest alıyoruz. Hem içimiz, hem de bedenimiz temizleniyor..
Evet, namaz’a alışık olmadığımızdan ötürü, ilk başlarda Şeytan ve Nefs kişiye namaz kıldırmak istemez. Çünkü Onların işi vesvese vermek, Hayırlı bir iş olduğu zaman kişiyi sıkmak, insanın gözünü boyamak, gaflette kalmasını sağlamak, bir düşünelim, bir gün 24 saat, işimiz gücümüz var çalışıyoruz. Sabah saat 8.30 iş başı, akşam saat 18.30 eve geri dönüş. Arada ki geçen zamanı bir ele alalım, Bir insan kendisini çok rahat muhasebe edebilir. Bunu yapmalı da. Peki, gelelim şimdi diğer türlü bir hesaba, Rahman ve Rahim olan ALLAH c.c. hazretleri bizi yok tan var etti. Bizi yedirdi. Bizi İçirdi. Ve Bizi Müslümanlardan kıldı. Görebilmemiz, duyabilmemiz, yürüyüp tutabilmemiz için bizi harika bir şekilde donattı. Bizlere değer verdi. Bizi sevdi. Bizi meleklerden bile üstün kıldı. Ve bizlerde Yüce Yaratıcımıza ne kadar az veya aklımıza bile gelmeden, O’nu adını bazen öyle laf arasında “ALLAH ALLAH” veya “Bak sen ALLAH’IN işine” gibi kelimelerle sadece Rabbimizin adını zikrettik. Biz ona ne kadar da çok az şükrediyoruz. Ve Biz gerçekten de ALLAH c.c. hazretlerini tanıyor muyuz? Peki, nasıl olacak, nasıl tanıyabilirim Ve onun istediği gibi bir kul nasıl olabiliriz sorusuna da acizane cevap olarak;
Öncelikle Rahman ve Rahim olan ALLAH c.c. hazretlerinin emir ve yasaklarına uymamız gerekiyor. Çevremize bakarak ve bu dünyanın kandırıcı aldırışına kanmadan yapmamız gerekiyor. 24 saatimizin sadece 1 saatini de ALLAH c.c. ayırmak çok mu, birde öyle düşünelim,
Sabah vakti: 4 dakika
Öğle vakti: 10 dakika
İkindi vakti: 8 dakika
Akşam vakti: 5 dakika
Yatsı vakti: 15 dakika
4+10+8+5+15= 42 En fazla biz bunu demin de söylediğimiz gibi toplamı 60 dakika olarak ele aldık, Tekrar düşünelim, Biz ne yapıyoruz? Şu akan değerli zamanımızı, geri gelmeyeceğini bile bile nasıl geçiriyoruz? Rabbim c.c. bize yapmamız gereken ibadetlerimizi sevdirsin inşaAllah. Bize kolay kılsın inşaAllah, Nefsimizin ve Şeytanın vesveselerinden de korusun inşaAllah (Âmin)
Öncelikle temizlenerek, Abdest aldıktan sonra, En önemli ibadetimiz olan NAMAZ’ımızı kılmak üzere niyetlenmeliyiz. Hayatımıza çok farklı ve bir o kadar da tatlı olan Namaz ibadetimizde sürekli olmaya gayret etmeliyiz. Çaba sarf etmeliyiz. Namaz ilk etaplarda insanı sıkabilir. Çünkü yukarıda da belirttiğimiz üzere, alışık olmadığımız için 1 dakika bile insana çok zor gelebilir. Gerçekten de her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Daha sonra şu cümle yi çok iyi anlayıp, uygulamamız gerekiyor. Rabbimiz c.c. “Siz bildikleriniz ile amel edin, bende size bilmediklerinizi öğreteyim” buyuruyor.
Ezan-ı Muhammed’i- Kaç kere içtenlikle dinledik veya okunmadan önce ki ettiğimiz küfürlere kısa süreli olarak ara mı verdik? Gerçekten de Cennet Ehli olan kişiler temiz olan veyahut pisliklerden arınarak temizlenmiş kişilerdir. Her konuda temiz olursak, işte o zaman sıkıntı gibi veya aklımıza gelen farklı düşüncelerin namazda gelmesine de engel olmuş oluruz.
Bir insan öldüğü vakit, kabirde münker ve nekir adlı iki melek gelip, İlk soru, dünyada iken kıldığımız veya kılmadığımız olan NAMAZ’dan sorulacak.
Melek soracak: Dünyada iken namaz’ın var mıydı?
Kişi: Ben hayırsever bir insandım, herkese yardım ederdim
Melek: Namaz var mıydı?
Kişi: Zekât vermiştim, sadakada vermiştim
Melek: Namaz var mıydı?
Kişi: Ben kimseye kötülük etmedim, kalbim temizdi herkese yardımcı olurdum
Melek: Namaz var mıydı Namaz? Diye sorduğunda
Kişi: Hayır, namaz yoktu dediği vakit direk
Melek: ATIN BUNU CEHENNEME
Dediği vakit halimiz nice olur. Bir namazımız var, onu da yarım yamalak yapıyoruz. Rabbimiz c.c. bizleri ibadet konusunda muvaffak eylesin inşaAllah..
Dünyada iken yaptığımız hayır ve hasenatları vücudumuzun sağ ve sol bacağı olarak düşünelim, vermiş olduğumuz zekât ve sadakaları da el kol olarak düşünelim, Ama Namaz yok, yani vücudun Başı yok, Baş sız bir vucüd bir işe yarar mı?
Dünyada Amel var Hesap yok, Ahirette Hesap var Amel yok, Hz. Ali (R.a.)
Namazı sevmeliyiz. Namaz bizim kurtuluşumuzdur. Eğer ki namazlarımız tam olursa tüm işlerimizde o şekilde tam olacaktır.
Şeytan ve Nefs’in işi, kişiyi doğru yoldan sapıklığa sürüklemek, yavaş yavaş ve sinsi bir şekilde dininden soğutmak ve ALLAH c.c. hazretlerinin emrettiği şeyleri yaptırmamak olacaktır. Bir hırsız boş bir arsaya gidip, bir şeyler çalmak için uğraşır mı? Zaman bile kaybetmez. Nefs kişiye ağırlık verir. Şeytanda da vesvese verir.
Şeytanın Namazı Engelleme Metotları..
—————————————————————————————————-
- Kul namaz kılmak isteyince, ona vesvese veririm. Henüz vakit var, meşgulsün, isini bitir, sonra kılarsın, derim
- Namazını geciktiremezsem, insan şeytanlarından birini yollarım ve namazını geciktiririm
- Onu da yapamazsam, o kula namazda musallat olurum. — Sağa bak, sola bak, – derim, bakınca da yüzünü okşar, alnından öperim. Sonra da namazın bozuldu” diye vesvese verir namazdan çıkarırım
- Sağa sola baktıramazsam, yalnız basına namaz kıldığında yanına giderim. Çabuk kılmasını emrederim. Horozun yem yediği gibi çabukça kıldırırım
- Bunu da yaptıramazsam, cemaâtle namaz kılarken, basına bir gem takarım ve başını imamdan önce secde ve rükûya götürürüm ve namazını bozarım.
— Bunu da yaptıramazsam, namazda parmaklarını cikirdatmasini emrederim. Böylece beni tespih eder
- Miskinlere, zavallılara giderim, namazı bırakmalarını emrederim. —Namaz size göre değil, siz rızkınıza bakin, isinizde calisin derim
- Hastalara giderim, hastaya zorluk yoktur, iyi olunca kılarsın derim. Hatta hastayı isyan ettirir, küfre bile sokarım
—————————————————————————————————-
Rabbim c.c. yar ve yardımcımız olsun, sinsi iblisin şerri’nden muhafaza eylesin, Nefsimizin bizi yönetmesine izin vermesin inşaAllah. Rabbimiz c.c. bizi kendisine sadece ibadet için sabit kılsın. Nefsimize, Neslimize hidayet nasip etsin.. (Âmin)
Es selamun aleykum ve rahmetullahi ve beraketuhu..
Tags: Namaz Kılmak, namaz kılmanın farzları, namaz kılmanın sünnettleri, namazın faydaları, sesli chat, sesligiris.comSABAH NAMAZI
Sabah namazı dört rek’attir. İki rek’at sünnet, iki rek’at farzdır.
“Sabah namazının sünneti” şöyle kılınır:
1- Önce kıbleye karşı dönülür. Ayaklar birbirinden dört parmak kadar açık olarak paralel tutulur. Ellerin baş parmakları kulak yumuşaklarına değdirilir, avuç içleri kıble istikâmetine açılır. “Niyet ettim. Allah rızâsı için bu günün sabah namazının sünnetini kılmaya, döndüm kıbleye” diye kalbden geçirildikten sonra, “Allahü ekber” diyerek, göbek altında, sağ el sol elin üzerine bağlanır.
Kadınlar tekbîr alırken; ellerinin içi kıbleye karşı, parmak araları normal açıklıkta ve parmak uçları omuz hizâsına gelecek şekilde ellerini yukarıya kaldırırlar. Sağ el sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkeklerde olduğu gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğini kavramazlar.
2- Gözleri, secde edilecek yerden ayırmaksızın:
a) Sübhâneke, okunur.
b) E’ûzü Besmeleden sonra Fâtiha, okunur.
c) Fâtihadan sonra Besmele okunmaksızın bir zamm-ı sûre (meselâ; Elem terakeyfe..) okunur.
3- Zamm-ı sûreden sonra “Allahü ekber” diyerek rükü’a eğilinir. El parmaklarını açıp dizler üzerine konur, bel düz tutulur ve gözleri ayaklardan ayırmayarak, en az üç defa “Sübhâne Rabbiyel-azîm” (5 veya 7 de olur) denir.
Kadınlar rükûda, sırtını ve başını, bacaklarını, kollarını dik tutmaz. Sırtlarını biraz meyilli tutarak erkeklerden daha az eğilirler. Ellerini parmaklarını açmayarak dizleri üzerine koyarlar ve dizlerini biraz bükük bulundururlar.
4- “Semi’allahü limen hamideh” diyerek doğrulunur. Doğrulurken, pantolon çekilmez ve gözler secde yerinden ayrılmaz. Tam dik durunca, (Rabbenâ lekel hamd) denir.
5- Ayakta fazla durulmadan “Allahü ekber” diyerek secdeye gidilir. Secdeye giderken sırası ile;
a) Sağ diz, sonra sol diz, sağ el, sonra sol el, burun ve alın yere konur.
b) Ayak parmakları kıble istikâmetinde bükülür.
c) Baş iki elin arasına konur,
d) Elin parmakları bitişik tutulur,
e) Avuç içleri yere yapıştırılır. Dirsekler yere yapıştırılmaz.
Kadınlar, secdede kollarını yanlarına bitişik hâlde bulundururlar.
f) Bu vaziyette iken en az üç defa “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denir.
6- Sonra, “Allahü ekber” diyerek sol ayak yere yayılır, sağ ayağın parmakları kıble istikâmetinde bükülür, uylukların üzerinde oturulur. Avuçlar, dizin üzerine konur ve parmaklar kendi hâline bırakılır.
Kadınlar ise, ayaklarını yatık olarak sağ tarafına çıkarır ve öylece otururlar.
7- Uyluklar üzerinde sübhânallah diyecek kadar oturduktan sonra, “Allahü ekber” diyerek, tekrar secdeye varılır.
8- Secdede, yine en az üç defa “Sübhâne rabbiyel a’lâ” dedikten sonra “Allahü ekber” diyerek ayağa kalkılır. Ayağa kalkarken, ellerle yerden kuvvet alınmaz ve ayaklar yerinden oynatılmaz. Secdeden kalkarken önce alın, sonra burun, sonra da sol el ve sağ el, sonra sol diz ve sağ diz yerden kaldırılmalıdır.
9- Ayakta iken Besmeleden sonra Fâtiha ve bundan sonra bir zamm-ı sûre okunup, “Allahü ekber” diyerek rükü’a eğilinir.
10- İkinci rek’at de, birinci rek’atte târif edilen şekilde tamamlanır. Yalnız ikinci secdeden sonra, “Allahü ekber” deyince, ayağa kalkmayıp uyluklar üzerine oturulur ve:
a) “Ettehiyyâtü”, “Allahümme salli”, “Allahümme bârik”ve “Rabbenâ âtina” duâlarını okuduktan sonra, önce sağa, “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah”, sonra sola “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” diye selâm verilir.
b) Selâm verdikten sonra, “Allahümme entesselâm ve minkesselâm tebârakte yâ zel-celâli vel-ikrâm” denir ve hiç konuşmadan sabah namazının farzını kılmaya kalkılır. Çünkü, sünnet ile farz arasında konuşmak namazı bozmaz ise de sevâbına azaltır.
Sabah namazının sünneti ile farzı arasında kılınış bakımından bir fark yoktur. Aynı şekilde farz da kılınır.
Bundan sonra, üç kere “Estagfirullah” denir, sonra, “Âyet-el-kürsî” okunur ve tesbih çekilir. Yani, otuzüç defa, Sübhânellah, otuzüç defa Elhamdülillah, otuzüç defa Allahü ekber denir. Sonra, Lâ ilâhe illallahü vahdehu lâ şerîkeleh, lehülmülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, denir. Bunları sessizce okumalıdır. Yüksek sesle okumak bid’attır.
Daha sonra duâ edilir. Duâ ederken, eller göğüs hizâsına kaldırılır. Eller göğe doğru açılarak avuçların içi yüze doğru biraz meyilli tutulur ve iki elin arası açık bulundurlur. Dirsekler yanlara yapışık olmaz. Sabah namazını tablo hâlinde görmek için burayı tıklayınız.
Cemaatle kılarken
İmâmla birlikte kılarken, ayakta iken imâm içinden okusa da, yüksek sesle okusa da, cemaat bir şey okumaz. Yalnız, birinci rek’atte, Sübhâneke okur. İmâm, yüksek sesle Fâtihayı bitirince, cemaat yavaşça “âmîn” der. Bunu yüksek sesle söylememelidir. Rükü’dan kalkarken, imâm “Semi’allahü limen hamideh” deyince, cemaat yalnız, “Rabbenâ lekel hamd” der. Sonra eğilirken “Allahü ekber” diyerek, imâmla birlikte cemaat de secdeye gider. Rükü’da, secdelerde ve otururken yalnız kılar gibi cemaat de okur.
Tags: Sabah namazı, sabah namazı kaç rekattır, Sabah namazı kılmak, sabah namazı kılmak nasıl olur, Sabah namazı nasıl kılınır, sabah namazının farzları, sabah namazının farzları nelerdir, sabah namazının sünnetleri, sesli chat, sesligiris.comÖğlen namazı
Öğlen Namazının Kılınışı
Öğlen Namazının Dört Rekat Sünneti
Önce niyet ederiz “Niyet ettim Allah rızası için Öğle Namazının dört rekat sünnetini kılmaya
Tekbir getirerek “Allahu Ekber” diyerek namaza başlarız.
Erkekler: eller, avuç içleri kıbleye bakacak şekilde,baş parmaklar kulak memesine değdirilerek tekbir alırlar.
Bayanlar: elleri göğüsleri hizasında kıbleye bakar şekilde tekbir alırlar.
Eller bağlandıktan sonra “Sübhaneke”yi okuruz. Sonra
Eûzü Besmele çekip: “Eûzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim ” Fatiha Suresini okuruz.
Ardından namaz surelerinden birini okuyup; sonra
“Allahu Ekber ” diyerek rükûa gideriz.
Rükûda üç defa
” Sübhâne Râbbiye’l-Azim ” dedikten sonra
doğruluruz.
Doğrulurken
” Semi Allahü li-men hamideh ”
deriz.
Tam doğrulunca da
” Rabbenâ leke’l hamd ”
dedikten sonra
” Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa :
” Sübhâne rabbiyel-a ‘lâ ” deriz.
” Allahu Ekber ” diyerek otururuz.
Tekrar…
” Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa :
” Sübhâne rabbiyel-a ‘lâ ” deriz.
Secdeden ” Allahu Ekber ” deyip ayağa kalkarız,
ikinci rekat:
Ayağa kalkınca elleri bağlayıp
Besmele çekeriz:
“Bismillahirrahmanirrahim”, Fatiha Suresi okur. Ardından da namaz surelerinden birini okuruz. Sonra “Allahu Ekber” diyerek rükûa gideriz.
Rükuda üç defa
” Sübhane rabbiyel azim ” dedikten sonra
doğruluruz.
Doğrulurken
” Semi Allahü li-men hamideh ”
deriz.
Tam doğrulunca da
” Rabbenâ leke’l hamd ”
diyerek …
” Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa :
” Sübhâne rabbiyel-a ‘lâ ” deriz.
” Allahu Ekber ” diyerek otururuz.
Tekrar…
” Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa :
” Sübhâne rabbiyel-a ‘lâ ” deriz.
” Allahu Ekber ” deyip, oturduktan sonra Ettehiyyâtü , duasını okuruz.
Secdeden Allahu Ekber deyip ayağa kalkarız.
üçüncü rekat :
Elleri tekrar bağlayıp besmele çekerek “Bismillahirrahmanirrahim” Fatiha Suresi okuruz. Ardından da namaz surelerinden birini okuruz.
Rükûda üç defa
” Sübhâne Râbbiye’l-Azim ” dedikten sonra
doğruluruz.
Doğrulurken
” Semi Allahü li-men hamideh ”
deriz.
Tam doğrulunca da
” Rabbenâ leke’l hamd ”
dedikten sonra
” Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa :
” Sübhâne rabbiyel-a ‘lâ ” deriz.
” Allahu Ekber ” diyerek otururuz.
Tekrar…
” Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa :
” Sübhâne rabbiyel-a ‘lâ ” deriz.
Secdeden ” Allahu Ekber ” deyip ayağa kalkarız,
dördüncü rekat :
Ayağa kalkınca elleri bağlayıp Besmele çekeriz: “Bismillahirrahmanirrahim ” Fatiha Suresi okuruz.
Ardından da namaz surelerinden birini okuruz, sonra da “Allahu Ekber” diyerek rükûa gideriz.
Rükuda üç defa
” Sübhane rabbiyel azim ” dedikten sonra
doğruluruz.
Doğrulurken
” Semi Allahü li-men hamideh ”
deriz.
Tam doğrulunca da
” Rabbenâ leke’l hamd ”
diyerek …
” Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa :
” Sübhâne rabbiyel-a ‘lâ ” deriz.
” Allahu Ekber ” diyerek otururuz.
Tekrar…
” Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa :
” Sübhâne rabbiyel-a ‘lâ ” deriz.
” Allahu Ekber ” deyip, oturduktan sonra Ettehiyyâtü , Allâhümme salli , Allâhümme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz.
Dualar bitince yüzümüzü önce sağ tarafa çevirerek
” Es selâmu aleyküm ve rahmet’ullah ” diyerek selam veririz. Sonra sola
çevirip yine ” Es selâmu aleyküm ve rahmet’ullah ” diyerek selam veririz.
Böylece öğle namazının dört rekatlık sünneti sona ermiş olur.
Öğle Namazının Dört Rekat Farzı
Önce niyet ederiz “Niyet ettim Allah rızası için Öğle Namazının dört rekat farzını kılmaya ”
Tekbir getirerek ” Allahu Ekber ” namaza başlarız.
Erkekler: eller, avuç içleri kıbleye bakacak şekilde,baş parmaklar kulak memesine değdirilerek tekbir alırlar.
Bayanlar: elleri göğüsleri hizasında kıbleye bakar şekilde tekbir alırlar.
Eller bağlandıktan sonra “Sübhaneke”yi okuruz. Sonra Eûzü Besmele çekip:
“Eûzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim ” Fatiha Suresini okuruz.
Ardından namaz surelerinden birini okuyup; sonra “Allahu Ekber ” diyerek rükûa gideriz.
Rükûda üç defa
“ Sübhâne Râbbiye’l-Azim ” dedikten sonra
doğruluruz.
Doğrulurken
“ Semi Allahü li-men hamideh ”
deriz.
Tam doğrulunca da
“ Rabbenâ leke’l hamd ”
dedikten sonra
“ Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa :
“ Sübhâne rabbiyel-a ’lâ ” deriz.
“ Allahu Ekber ” diyerek otururuz.
Tekrar..
“ Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa :
“ Sübhâne rabbiyel-a ’lâ ” deriz.
Secdeden ” Allahu Ekber ” deyip ayağa kalkarız.
ikinci rekat :
Ayağa kalkınca elleri bağlayıp
Besmele çekeriz:
“Bismillahirrahmanirrahim ” Fatiha Suresi okur. Ardından namaz surelerinden biri okuruz. Sonra “Allahu Ekber” diyerek rükûa gideriz.
Rükuda üç defa
“ Sübhane rabbiyel azim ” dedikten sonra
doğruluruz.
Doğrulurken
“ Semi Allahü li-men hamideh ”
deriz.
Tam doğrulunca da
“ Rabbenâ leke’l hamd ”
diyerek…
“ Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa :
“ Sübhâne rabbiyel-a ’lâ ” deriz.
“ Allahu Ekber ” diyerek otururuz.
Tekrar..
“ Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa :
“ Sübhâne rabbiyel-a ’lâ ” deriz.
“ Allahu Ekber ” deyip, oturduktan sonra Ettehiyyâtü, duasını okuruz.
Secdeden Allahu Ekber deyip ayağa kalkarız.
üçüncü rekat :
Eller tekrar bağlanır besmele çekilerek “Bismillahirrahmanirrahim ” sadece Fatiha Suresi okuruz.
Rükûda üç defa
“ Sübhâne Râbbiye’l-Azim ” dedikten sonra
doğruluruz.
Doğrulurken
“ Semi Allahü li-men hamideh ”
deriz.
Tam doğrulunca da
“ Rabbenâ leke’l hamd ”
dedikten sonra
“ Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa :
“ Sübhâne rabbiyel-a ’lâ ” deriz.
“ Allahu Ekber ” diyerek otururuz.
Tekrar..
“ Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa :
“ Sübhâne rabbiyel-a ’lâ ” deriz.
Secdeden “ Allahu Ekber ” deyip ayağa kalkarız,
dördüncü rekat :
Ayağa kalkınca elleri bağlayıp Besmele çekeriz: “Bismillahirrahmanirrahim ” sadece Fatiha Suresi okuruz.
ardından “Allahu Ekber” diyerek rükûa gideriz.
Rükuda üç defa
“ Sübhane rabbiyel azim ” dedikten sonra
doğruluruz.
Doğrulurken
“ Semi Allahü li-men hamideh ”
deriz.
Tam doğrulunca da
“ Rabbenâ leke’l hamd ”
diyerek…
“ Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa :
“ Sübhâne rabbiyel-a ’lâ ” deriz.
“ Allahu Ekber ” diyerek otururuz.
Tekrar..
“ Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa :
“ Sübhâne rabbiyel-a ’lâ ” deriz.
“ Allahu Ekber ” deyip, oturduktan sonra Ettehiyyâtü , Allâhümme salli , Allâhümme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz.
Dualar bitince yüzümüzü önce sağ tarafa çevirerek
” Es selâmu aleyküm ve rahmet’ullah ” diyerek selam veririz. Sonra sola
çevirip yine” Es selâmu aleyküm ve rahmet’ullah ” diyerek selam veririz.
Böylece Öğle Namazının dört rekatlık farzı sona ermiş olur.
Öğle Namazının İki Rekat Son Sünneti
Önce niyet ederiz “Niyet ettim Allah rızası için Öğle Namazının iki rekat son sünnetini kılmaya ”
Tekbir getirerek ” Allahu Ekber” namaza başlarız.
Erkekler: eller, avuç içleri kıbleye bakacak şekilde, baş parmaklar kulak memesine değdirilerek tekbir alırlar.
Bayanlar: elleri göğüsleri hizasında kıbleye bakar şekilde tekbir alırlar.
Eller bağlandıktan sonra “Sübhaneke”yi okuruz. Sonra
Eûzü Besmele çekip: “Eûzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim ” Fatiha Suresini okuruz. Ardından namaz surelerinden birini okuyup; sonra
“Allahu Ekber” diyerek rükûa gideriz.
Rükûda üç defa
” Sübhâne Râbbiye’l-Azim “dedikten sonra
doğruluruz.
Doğrulurken
” Semi Allahü li-men hamideh ”
deriz.
Tam doğrulunca da
” Rabbenâ leke’l hamd “dedikten sonra
” Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa:
“Sübhâne rabbiyel-a ‘lâ ” deriz.
” Allahu Ekber ” diyerek otururuz.
Tekrar…
” Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz. Secdede üç defa :
“Sübhâne rabbiyel-a ‘lâ ” deriz.
Secdeden ” Allahu Ekber ” deyip ayağa kalkarız,
ikinci rekat :
Ayağa kalkınca elleri başlayıp
Besmele çekeriz:
“Bismillahirrahmanirrahim ” Fatiha Suresi okur. Ardından da namaz surelerinden birini okuruz. Sonra “Allahu Ekber” diyerek rükûa gideriz.
Rükuda üç defa
” Sübhane rabbiyel azim ” dedikten sonra
doğruluruz.
Doğrulurken
” Semi Allahü li-men hamideh ”
deriz.
Tam doğrulunca da
” Rabbenâ leke’l hamd ”
diyerek …
” Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa :
” Sübhâne rabbiyel-a ‘lâ ” deriz.
” Allahu Ekber ” diyerek otururuz.
Tekrar…
” Allahu Ekber ”
deyip secdeye gideriz.
Secdede üç defa :
” Sübhâne rabbiyel-a ‘lâ ” deriz.
Allahu Ekber ” deyip, oturduktan sonra Ettehiyyâtü , Allâhümme salli , Allâhümme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz.
Dualar bitince yüzümüzü önce sağ tarafa çevirerek
” Es selâmu aleyküm ve rahmet’ullah ” diyerek selam veririz. Sonra sola
çevirip yine” Es selâmu aleyküm ve rahmet’ullah ” diyerek selam veririz.
Böylece öğle namazının iki rekatlık son sünneti sona
ermiş olur.
Tags: öglen namazı, öglen namazı duaları, Öğlen Namazı nasıl kılınır, Öğlen Namazının fazları, Öğlen Namazının Kılınışı, Öğlen Namazının sünnetleri, sesli chatİKİNDİ NAMAZI
İkindi namazı sekiz rek’attir. Önce, dört rek’at sünneti, sonra dört rek’at farzı kılınır.İkindi namazının ilk sünnetinin kılınışı
1- Ayakta olarak kıbleye dönülür. Ayakların arası dört parmak açıklıkta olur.
Niyet edilir. Mesela, ikindi namazının sünnetini kılacak isek “Allah rızâsı için bugünkü ikindi namazının sünnetini kılmaya niyet ettim” denir.
2- “Allahü ekber” diyerek iftitâh tekbîri alınır.
Erkekler tekbîr alırken; ellerin içi kıbleye karşı ve parmak araları normal açıklıkta bulunur. Başparmaklar kulak yumuşağına değdirilerek eller yukarıya kaldırılır.
Kadınlar tekbîr alırken; ellerinin içi kıbleye karşı, parmak araları normal açıklıkta ve parmak uçları omuz hizâsına gelecek şekilde ellerini yukarıya kaldırırlar.
3- Tekbîrden sonra eller bağlanır. Kıyamda yani ayakta iken secde edilecek yere bakılır.
Erkekler sağ elin avucu, sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmağı sol elin bileğini kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar.
Kadınlar sağ el sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkeklerde olduğu gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğini kavramazlar.
Ayakta sırasıyla;
- Sübhâneke
- Eûzü Besmele
- Fâtiha sûresi
- Zamm-ı sûre okunur. Meselâ, innâ e’taynâ… okunur. (Zamm-ı sûre,namazda okunan sûrelere denir.)
4- “Allahü ekber” diyerek rükü’a varılır yani bel doksan derece eğilir ve burada en az üç defa “Sübhâne rabbiyel-azîm” denilir. Rükü’da iken ayakların üzerine bakılır.
Erkekler rükü’da, parmaklarını açıp, dizlerin üstüne koyar. Sırtını ve başını düz tutar. Bacaklarını ve kollarını dik tutarlar.
Kadınlar rükûda, sırtını ve başını, bacaklarını, kollarını dik tutmaz. Sırtlarını biraz meyilli tutarak erkeklerden daha az eğilirler. Ellerini parmaklarını açmayarak dizleri üzerine koyarlar ve dizlerini biraz bükük bulundururlar.
Üç defa “Sübhâne rabbiyel-azîm” dedikten sonra, “Semi’allahü limen hamideh” diyerek rükü’dan kalkılır ve ayakta “Rabbenâ lekel-hamd” denilir.
5- Sonra, “Allahü ekber” diyerek secdeye varılır. Secdeye inerken önce dizler, sonra eller, daha sonra da burun ve alın yere konur. Secdede baş iki elin arasında ve hizâsında bulunur. El parmakları birbirine bitişiktir. Secdede iken ayaklar kaldırılmaz. Secdede gözler kapalı olmaz. Burada en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
Erkekler, secdede dirseklerini yanlarından uzak, kollarını yerden kalkık bulundururlar. Ayaklar, parmaklar üzerine dik tutulur ve parmak uçları kıbleye gelecek şekilde yere konur.
Kadınlar, secdede kollarını yanlarına bitişik hâlde bulundururlar.
Ayaklar bitişik olarak parmaklar üzerine dik tutulur ve parmak uçları kıbleye gelecek şekilde kıvrılarak yere konur.
6- “Allahü ekber” diyerek başını secdeden kaldırıp diz üstü oturulur. Otururken, parmaklar dizlerin hizâsına gelecek şekilde eller uylukların üzerine konur ve kucağa bakılır. Burada “Sübhânallah” diyecek kadar kısa bir an oturulur.
Bu oturuşta erkekler, sol ayağını yere yayarak onun üzerine oturur, sağ ayak, parmakları kıbleye yönelmiş durumda dik tutulur.
Kadınlar ise, ayaklarını yatık olarak sağ tarafına çıkarır ve öylece otururlar.
Sonra, “Allahü ekber” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve yine en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
7- “Allahü ekber” diyerek secdeden ayağa (ikinci rek’ata) kalkılır ve eller bağlanır.
İkinci rek’atte sırasıyla;
- Besmele,
- Fâtiha,
- Zamm-ı sûre okunur.
Sonra, birinci rek’atta olduğu gibi, “Allahü ekber” diyerek rükü’a varılır ve en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-azîm” denilir.
8- “Semi’allahü limen hamideh” diyerek rükû’dan ayağa kalkılır ve ayakta “Rabbenâ lekel-hamd” denilir.
“Allahü ekber” diyerek secdeye varılır. Birinci rek’atte olduğu gibi yine en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
Sonra, “Allahü ekber” diyerek secdeden kalkılıp oturulur ve burada “Sübhânallah” diyecek kadar kısa bir an oturulur.
Sonra, “Allahü ekber” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
9- “Allahü ekber” diyerek secdeden doğrulup oturulur.
Otururken, el parmakları dizlerin hizâsına gelecek şekilde uylukların üzerine konur ve kucağa bakılır. Buna ilk oturuş yani kâdei ula denir.
Ettehiyyatü, Salli-Bariki okuyup üçüncü rek’ata kalkar.
Üçüncü rek’atte, Sübhâneke ve Eûzü besmele çekip Fatiha ve zamm-ı sureyi okur, rüku ve secdeyi yapıp, dördüncü rek’ate kalkar. Dördüncü rek’atte yine Fatiha ve zamm-ı sure okunur sonra rüku ve secde yapılarak Kâde-i âhıre yani son oturuşa oturulur.
Oturuşta sırasıyla;
- Ettehiyyâtü
- Allahümme salli
- Allahümme bârik
- Rabbenâ âtina…duâları okunur.
Erkekler, sol ayağını yere yayarak onun üzerine oturur, sağ ayak parmakları kıbleye yönelmiş durumda dik tutulur.
Kadınlar, ayaklarını yatık olarak sağ tarafa çıkarır ve öylece otururlar.
10- Önce başını sağa çevirerek “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” denir. Selâm verirken omuzlara bakılır.
Sonra başını sola çevirerek sağ tarafta olduğu gibi yine, “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” denilir. Böylece dört rek’atlık sünnet namazı tamamlanmış olur. Allahümme entesselâmü…denilerek hemen farza kalkılır.
İkindi namazının farzının kılınışı
1- Ayakta olarak kıbleye dönülür. Ayakların arası dört parmak açıklıkta olur.
Niyet edilir. Mesela, ikindi namazının farzını kılacak isek “Allah rızâsı için bugünkü ikindi namazının farzını kılmaya niyet ettim” denir.
2- “Allahü ekber” diyerek iftitâh tekbîri alınır.
Erkekler tekbîr alırken; ellerin içi kıbleye karşı ve parmak araları normal açıklıkta bulunur. Başparmaklar kulak yumuşağına değdirilerek eller yukarıya kaldırılır.
Kadınlar tekbîr alırken; ellerinin içi kıbleye karşı, parmak araları normal açıklıkta ve parmak uçları omuz hizâsına gelecek şekilde ellerini yukarıya kaldırırlar.
3- Tekbîrden sonra eller bağlanır. Kıyamda yani ayakta iken secde edilecek yere bakılır.
Erkekler sağ elin avucu, sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmağı sol elin bileğini kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar.
Kadınlar sağ el sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkeklerde olduğu gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğini kavramazlar.
Ayakta sırasıyla;
- Sübhâneke
- Eûzü Besmele
- Fâtiha sûresi
- Zamm-ı sûre okunur. Meselâ, innâ e’taynâ… okunur. (Zamm-ı sûre, namazda okunan sûrelere denir.)
4- “Allahü ekber” diyerek rükü’a varılır yani bel doksan derece eğilir ve burada en az üç defa “Sübhâne rabbiyel-azîm” denilir. Rükü’da iken ayakların üzerine bakılır.
Erkekler rükü’da, parmaklarını açıp, dizlerin üstüne kor. Sırtını ve başını düz tutar. Bacaklarını ve kollarını dik tutarlar.
Kadınlar rükû’da, sırtını ve başını, bacaklarını, kollarını dik tutmaz. Sırtlarını biraz meyilli tutarak erkeklerden daha az eğilirler. Ellerini parmaklarını açmayarak dizleri üzerine koyarlar ve dizlerini biraz bükük bulundururlar.
Üç defa “Sübhâne rabbiyel-azîm” dedikten sonra, “Semi’allahü limen hamideh” diyerek rükü’dan kalkılır ve ayakta “Rabbenâ lekel-hamd” denilir.
5- Sonra, “Allahü ekber” diyerek secdeye varılır. Secdeye inerken önce dizler, sonra eller, daha sonra da burun ve alın yere konur. Secdede baş iki elin arasında ve hizâsında bulunur. El parmakları birbirine bitişiktir. Secdede iken ayaklar kaldırılmaz. Secdede gözler kapalı olmaz. Burada en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
Erkekler, secdede dirseklerini yanlarından uzak, kollarını yerden kalkık bulundururlar. Ayaklar, parmaklar üzerine dik tutulur ve parmak uçları kıbleye gelecek şekilde yere konur.
Kadınlar, secdede kollarını yanlarına bitişik hâlde bulundururlar.
Ayaklar bitişik olarak parmaklar üzerine dik tutulur ve parmak uçları kıbleye gelecek şekilde kıvrılarak yere konur.
6- “Allahü ekber” diyerek başını secdeden kaldırıp diz üstü oturulur. Otururken, parmaklar dizlerin hizâsına gelecek şekilde eller uylukların üzerine konur ve kucağa bakılır. Burada “Sübhânallah” diyecek kadar kısa bir an oturulur.
Bu oturuşta erkekler, sol ayağını yere yayarak onun üzerine oturur, sağ ayak, parmakları kıbleye yönelmiş durumda dik tutulur.
Kadınlar ise, ayaklarını yatık olarak sağ tarafına çıkarır ve öylece otururlar.
Sonra, “Allahü ekber” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve yine en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
7- “Allahü ekber” diyerek secdeden ayağa (ikinci rek’ate) kalkılır ve eller bağlanır.
İkinci rek’atte sırasıyla;
- Besmele,
- Fâtiha,
- Zamm-ı sûre okunur.
Sonra, birinci rek’atte olduğu gibi, “Allahü ekber” diyerek rükü’a varılır ve en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-azîm” denilir.
8- “Semi’allahü limen hamideh” diyerek rükû’dan ayağa kalkılır ve ayakta “Rabbenâ lekel-hamd” denilir.
“Allahü ekber” diyerek secdeye varılır. Birinci rek’atte olduğu gibi yine en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
Sonra, “Allahü ekber” diyerek secdeden kalkılıp oturulur ve burada “Sübhânallah” diyecek kadar kısa bir an oturulur.
Sonra, “Allahü ekber” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
9- “Allahü ekber” diyerek secdeden doğrulup oturulur.
Otururken, el parmakları dizlerin hizâsına gelecek şekilde uylukların üzerine konur ve kucağa bakılır. Buna ilk oturuş yani kâdei ula denir.
Ettehiyyatüyü okuyup üçüncü rek’ate kalkar.
Üçüncü rek’atte, Fatihayı okunur, rüku ve secde yapılıp, dördüncü rek’ate kalkılır. Dördüncü rek’atte yine Fatiha okunur sonra rüku ve secde yapılarak, Kâde-i âhıre yani son oturuşa oturulur.
Oturuşta sırasıyla;
- Ettehiyyâtü
- Allahümme salli
- Allahümme bârik
- Rabbenâ âtina…duâları okunur.
Erkekler, sol ayağını yere yayarak onun üzerine oturur, sağ ayak parmakları kıbleye yönelmiş durumda dik tutulur.
Kadınlar, ayaklarını yatık olarak sağ tarafa çıkarır ve öylece otururlar.
10- Önce başını sağa çevirerek “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” denir. Selâm verirken omuzlara bakılır.
Sonra başını sola çevirerek sağ tarafta olduğu gibi yine, “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” denilir. Böylece dört rek’atlık farz namazı tamamlanmış olur. Sonra üç defa “Estegfirullah” denip, Ayetel kürsi okunup duâ ve tesbihler yapılır. İkindi namazını tablo olarak görmek için burayı tıklayınız.
Cemaatle kılarken
İmâmla birlikte kılarken, ayakta iken imâm içinden okusa da, yüksek sesle okusa da, cemaat bir şey okumaz. Yalnız, birinci rek’atte, Sübhâneke okur. İmâm, yüksek sesle Fâtihayı bitirince, cemaat yavaşça “âmîn” der. Bunu yüksek sesle söylememelidir. Rükü’dan kalkarken, imâm “Semi’allahü limen hamideh” deyince, cemaat yalnız, “Rabbenâ lekel hamd” der. Sonra eğilirken “Allahü ekber” diyerek, imâmla birlikte cemaat de secdeye gider. Rükü’da, secdelerde ve otururken yalnız kılar gibi cemaat de okur.
Tags: ikindi namazı, ikindi namazı farzları nelerdir, ikindi namazı kaç rekattir, ikindi namazı kılınışı, ikindi namazı nasıl kılınır, ikindi namazı sünnetleri, ikindi namazının farz ve sünnetleri, ikindi namazının farzları kaçtır, ikindi namazının sünnetleri kaçtır, sesli chatAKŞAM NAMAZI
Akşam namazı beş rek’attir. Önce üç rek’at farzı, sonra iki rek’at sünneti kılınır.
Akşam namazının farzının kılınışı
1- Ayakta olarak kıbleye dönülür. Ayakların arası dört parmak açıklıkta olur.
Niyet edilir. Mesela, akşam namazının farzını kılacak isek “Allah rızâsı için bugünkü akşam namazının farzını kılmaya niyet ettim” denir.
2- “Allahü ekber” diyerek iftitâh tekbîri alınır.
Erkekler tekbîr alırken; ellerin içi kıbleye karşı ve parmak araları normal açıklıkta bulunur. Başparmaklar kulak yumuşağına değdirilerek eller yukarıya kaldırılır.
Kadınlar tekbîr alırken; ellerinin içi kıbleye karşı, parmak araları normal açıklıkta ve parmak uçları omuz hizâsına gelecek şekilde ellerini yukarıya kaldırırlar.
3- Tekbîrden sonra eller bağlanır. Kıyamda yani ayakta iken secde edilecek yere bakılır.
Erkekler sağ elin avucu, sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmağı sol elin bileğini kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar.
Kadınlar Sağ el sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkeklerde olduğu gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğini kavramazlar.
Ayakta sırasıyla;
- Sübhâneke
- Eûzü Besmele
- Fâtiha sûresi
- Zamm-ı sûre okunur. Meselâ, innâ e’taynâ… okunur. (Zamm-ı sûre, namazda okunan sûrelere denir.)
4- “Allahü ekber” diyerek rükü’a varılır yani bel doksan derece eğilir ve burada en az üç defa “Sübhâne rabbiyel-azîm” denilir. Rükü’da iken ayakların üzerine bakılır.
Erkekler rükü’da, parmaklarını açıp, dizlerin üstüne kor. Sırtını ve başını düz tutar. Bacaklarını ve kollarını dik tutarlar.
Kadınlar rükû’da, sırtını ve başını, bacaklarını, kollarını dik tutmaz. Sırtlarını biraz meyilli tutarak erkeklerden daha az eğilirler. Ellerini parmaklarını açmayarak dizleri üzerine koyarlar ve dizlerini biraz bükük bulundururlar.
Üç defa “Sübhâne rabbiyel-azîm” dedikten sonra, “Semi’allahü limen hamideh” diyerek rükü’dan kalkılır ve ayakta “Rabbenâ lekel-hamd” denilir.
5- Sonra, “Allahü ekber” diyerek secdeye varılır. Secdeye inerken önce dizler, sonra eller, daha sonra da burun ve alın yere konur. Secdede baş iki elin arasında ve hizâsında bulunur. El parmakları birbirine bitişiktir. Secdede iken ayaklar kaldırılmaz. Secdede gözler kapalı olmaz. Burada en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
Erkekler, secdede dirseklerini yanlarından uzak, kollarını yerden kalkık bulundururlar. Ayaklar, parmaklar üzerine dik tutulur ve parmak uçları kıbleye gelecek şekilde yere konur.
Kadınlar, secdede kollarını yanlarına bitişik hâlde bulundururlar.
Ayaklar bitişik olarak parmaklar üzerine dik tutulur ve parmak uçları kıbleye gelecek şekilde kıvrılarak yere konur.
6- “Allahü ekber” diyerek başını secdeden kaldırıp diz üstü oturulur. Otururken, parmaklar dizlerin hizâsına gelecek şekilde eller uylukların üzerine konur ve kucağa bakılır. Burada “Sübhânallah” diyecek kadar kısa bir an oturulur.
Bu oturuşta erkekler, sol ayağını yere yayarak onun üzerine oturur, sağ ayak, parmakları kıbleye yönelmiş durumda dik tutulur.
Kadınlar ise, ayaklarını yatık olarak sağ tarafına çıkarır ve öylece otururlar.
Sonra, “Allahü ekber” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve yine en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
7- “Allahü ekber” diyerek secdeden ayağa (ikinci rek’ata) kalkılır ve eller bağlanır.
İkinci rek’atte sırasıyla;
- Besmele,
- Fâtiha,
- Zamm-ı sûre okunur.
Sonra, birinci rek’atte olduğu gibi, “Allahü ekber” diyerek rükü’a varılır ve en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-azîm” denilir.
8- “Semi’allahü limen hamideh” diyerek rükûdan ayağa kalkılır ve ayakta “Rabbenâ lekel-hamd” denilir.
“Allahü ekber” diyerek secdeye varılır. Birinci rek’atte olduğu gibi yine en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
Sonra, “Allahü ekber” diyerek secdeden kalkılıp oturulur ve burada “Sübhânallah” diyecek kadar kısa bir an oturulur.
Sonra, “Allahü ekber” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
9- “Allahü ekber” diyerek secdeden doğrulup oturulur.
Otururken, el parmakları dizlerin hizâsına gelecek şekilde uylukların üzerine konur ve kucağa bakılır. Buna ilk oturuş yani kâdei ula denir.
Ettehiyyatüyü okuyup üçüncü rek’ate kalkar.
Üçüncü rek’atte, Fatihayı okur, rükü’ ve yapılarak, Kâde-i âhıre yani son oturuşa oturulur.
Oturuşta sırasıyla;
- Ettehiyyâtü
- Allahümme salli
- Allahümme bârik
- Rabbenâ âtina…duâları okunur.
Erkekler, sol ayağını yere yayarak onun üzerine oturur, sağ ayak parmakları kıbleye yönelmiş durumda dik tutulur.
Kadınlar, ayaklarını yatık olarak sağ tarafa çıkarır ve öylece otururlar.
10- Önce başını sağa çevirerek “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” denir. Selâm verirken omuzlara bakılır.
Sonra başını sola çevirerek sağ tarafta olduğu gibi yine, “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” denilir. Böylece üç rek’atlik farz namazı tamamlanmış olur. Bundan sonra “Allahümme entesselâmü…” denilerek, iki rek’atlik sünnet namazına kalkılır.
Akşam namazının sünnetinin kılınışı
1- Önce kıbleye karşı dönülür. Ayaklar birbirinden dört parmak kadar açık olarak paralel tutulur. Ellerin baş parmakları kulak yumuşaklarına değdirilir, avuç içleri kıble istikâmetine açılır. “Niyet ettim. Allah rızâsı için bu günün akşam namazının sünnetini kılmaya, döndüm kıbleye” diye kalbden geçirildikten sonra, “Allahü ekber” diyerek, göbek altında, sağ el sol elin üzerine bağlanır.
2- Gözleri, secde edilecek yerden ayırmaksızın:
a) Sübhâneke, okunur.
b) E’ûzü Besmeleden sonra Fâtiha, okunur.
c) Fâtihadan sonra Besmele okunmaksızın bir zamm-ı sûre (meselâ; Elem terakeyfe..) okunur.
3- Zamm-ı sûreden sonra “Allahü ekber” diyerek rükü’a eğilinir. El parmaklarını açıp dizler üzerine konur, bel düz tutulur ve gözleri ayaklardan ayırmayarak, en az üç defa “Sübhâne Rabbiyel-azîm” (5 veya 7 de olur) denir.
4- “Semi’allahü limen hamideh” diyerek doğrulunur. Doğrulurken, pantolon çekilmez ve gözler secde yerinden ayrılmaz. Tam dik durunca, (Rabbenâ lekel hamd) denir.
5- Ayakta fazla durulmadan “Allahü ekber” diyerek secdeye gidilir. Secdeye giderken sırası ile;
a) Sağ diz, sonra sol diz, sağ el, sonra sol el, burun ve alın yere konur.
b) Ayak parmakları kıble istikâmetinde bükülür.
c) Baş iki elin arasına konur,
d) Elin parmakları bitişik tutulur,
e) Avuç içleri yere yapıştırılır. Dirsekler yere yapıştırılmaz.
f) Bu vaziyette iken en az üç defa “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denir.
6- Sonra, “Allahü ekber” diyerek sol ayak yere yayılır, sağ ayağın parmakları kıble istikâmetinde bükülür, uylukların üzerinde oturulur. Avuçlar, dizin üzerine konur ve parmaklar kendi hâline bırakılır.
7- Uyluklar üzerinde sübhânallah diyecek kadar oturduktan sonra, “Allahü ekber” diyerek, tekrar secdeye varılır.
8- Secdede, yine en az üç defa “Sübhâne rabbiyel a’lâ” dedikten sonra “Allahü ekber” diyerek ayağa kalkılır. Ayağa kalkarken, ellerle yerden kuvvet alınmaz ve ayaklar yerinden oynatılmaz. Secdeden kalkarken önce alın, sonra burun, sonra da sol el ve sağ el, sonra sol diz ve sağ diz yerden kaldırılmalıdır.
9- Ayakta iken Besmeleden sonra Fâtiha ve bundan sonra bir zamm-ı sûre okunup, “Allahü ekber” diyerek rükü’a eğilinir.
10- İkinci rek’at de, birinci rek’atte târif edilen şekilde tamamlanır. Yalnız ikinci secdeden sonra, “Allahü ekber” deyince, ayağa kalkmayıp uyluklar üzerine oturulur ve:
a) “Ettehiyyâtü”, “Allahümme salli”, “Allahümme Bârik”ve “Rabbenâ âtinâ” duâlarını okuduktan sonra, önce sağa, “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah”, sonra sola “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” diye selâm verilir.
b) Selâm verdikten sonra, “Allahümme entesselâm ve minkesselâm tebârakte yâ zel-celâli vel-ikrâm” denir Ayet-el kürsi okunup tesbih ve duâlar yapılır. Akşam namazını tablo hâlinde görmek için burayı tıklayınız.
Cemaatle kılarken
İmâmla birlikte kılarken, ayakta iken imâm içinden okusa da, yüksek sesle okusa da, cemaat bir şey okumaz. Yalnız, birinci rek’atte, Sübhâneke okur. İmâm, yüksek sesle Fâtihayı bitirince, cemaat yavaşça “âmîn” der. Bunu yüksek sesle söylememelidir. Rükü’dan kalkarken, imâm “Semi’allahü limen hamideh” deyince, cemaat yalnız, “Rabbenâ lekel hamd” der. Sonra eğilirken “Allahü ekber” diyerek, imâmla birlikte cemaat de secdeye gider. Rükü’da, secdelerde ve otururken yalnız kılar gibi cemaat de okur.
Tags: Akşam namazı, Akşam namazı duaları, Akşam namazı farzları, Akşam namazı kaç rekattır, Akşam namazı kılınışı, Akşam namazı nasıl kılınır, Akşam namazı sünnetleri, sesli chatYATSI NAMAZI
Yatsı namazı [10+3] onüç rek’attir. Önce, dört rek’at sünnet, sonra dört rek’at farz, sonra iki rek’at son sünnet, bundan sonra üç rek’at, Vitir namazı kılınır.
Yatsı namazının ilk sünnetinin kılınışı
1- Ayakta olarak kıbleye dönülür. Ayakların arası dört parmak açıklıkta olur.
Niyet edilir. Mesela, yatsı namazının sünnetini kılacak isek “Allah rızâsı için bugünkü yatsı namazının sünnetini kılmaya niyet ettim” denir.
2- “Allahü ekber” diyerek iftitâh tekbîri alınır.
Erkekler tekbîr alırken; ellerin içi kıbleye karşı ve parmak araları normal açıklıkta bulunur. Başparmaklar kulak yumuşağına değdirilerek eller yukarıya kaldırılır.
Kadınlar tekbîr alırken; ellerinin içi kıbleye karşı, parmak araları normal açıklıkta ve parmak uçları omuz hizâsına gelecek şekilde ellerini yukarıya kaldırırlar.
3- Tekbîrden sonra eller bağlanır. Kıyamda yani ayakta iken secde edilecek yere bakılır.
Erkekler sağ elin avucu, sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmağı sol elin bileğini kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar.
Kadınlar sağ el sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkeklerde olduğu gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğini kavramazlar.
Ayakta sırasıyla;
- Sübhâneke
- Eûzü Besmele
- Fâtiha sûresi
- Zamm-ı sûre okunur. Meselâ, innâ e’taynâ… okunur. (Zamm-ı sûre, namazda okunan sûrelere denir.)
4- “Allahü ekber” diyerek rükü’a varılır yani bel doksan derece eğilir ve burada en az üç defa “Sübhâne rabbiyel-azîm” denilir. Rükü’da iken ayakların üzerine bakılır.
Erkekler rükü’da, parmaklarını açıp, dizlerin üstüne kor. Sırtını ve başını düz tutar. Bacaklarını ve kollarını dik tutarlar.
Kadınlar rükû’da, sırtını ve başını, bacaklarını, kollarını dik tutmaz. Sırtlarını biraz meyilli tutarak erkeklerden daha az eğilirler. Ellerini parmaklarını açmayarak dizleri üzerine koyarlar ve dizlerini biraz bükük bulundururlar.
Üç defa “Sübhâne rabbiyel-azîm” dedikten sonra, “Semi’allahü limen hamideh” diyerek rükü’dan kalkılır ve ayakta “Rabbenâ lekel-hamd” denilir.
5- Sonra, “Allahü ekber” diyerek secdeye varılır. Secdeye inerken önce dizler, sonra eller, daha sonra da burun ve alın yere konur. Secdede baş iki elin arasında ve hizâsında bulunur. El parmakları birbirine bitişiktir. Secdede iken ayaklar kaldırılmaz. Secdede gözler kapalı olmaz. Burada en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
Erkekler, secdede dirseklerini yanlarından uzak, kollarını yerden kalkık bulundururlar. Ayaklar, parmaklar üzerine dik tutulur ve parmak uçları kıbleye gelecek şekilde yere konur.
Kadınlar, secdede kollarını yanlarına bitişik hâlde bulundururlar.
Ayaklar bitişik olarak parmaklar üzerine dik tutulur ve parmak uçları kıbleye gelecek şekilde kıvrılarak yere konur.
6- “Allahü ekber” diyerek başını secdeden kaldırıp diz üstü oturulur. Otururken, parmaklar dizlerin hizâsına gelecek şekilde eller uylukların üzerine konur ve kucağa bakılır. Burada “Sübhânallah” diyecek kadar kısa bir an oturulur.
Bu oturuşta erkekler, sol ayağını yere yayarak onun üzerine oturur, sağ ayak, parmakları kıbleye yönelmiş durumda dik tutulur.
Kadınlar ise, ayaklarını yatık olarak sağ tarafına çıkarır ve öylece otururlar.
Sonra, “Allahü ekber” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve yine en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
7- “Allahü ekber” diyerek secdeden ayağa (ikinci rek’ate) kalkılır ve eller bağlanır.
İkinci rek’atte sırasıyla;
- Besmele,
- Fâtiha,
- Zamm-ı sûre okunur.
Sonra, birinci rek’atte olduğu gibi, “Allahü ekber” diyerek rükü’a varılır ve en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-azîm” denilir.
8- “Semi’allahü limen hamideh” diyerek rükû’dan ayağa kalkılır ve ayakta “Rabbenâ lekel-hamd” denilir.
“Allahü ekber” diyerek secdeye varılır. Birinci rek’atte olduğu gibi yine en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
Sonra, “Allahü ekber” diyerek secdeden kalkılıp oturulur ve burada “Sübhânallah” diyecek kadar kısa bir an oturulur.
Sonra, “Allahü ekber” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
9- “Allahü ekber” diyerek secdeden doğrulup oturulur.
Otururken, el parmakları dizlerin hizâsına gelecek şekilde uylukların üzerine konur ve kucağa bakılır. Buna ilk oturuş yani kâdei ûla denir.
Ettehiyyâtü, Salli ve Bariki okuyup üçüncü rek’ate kalkılır.
Üçüncü rek’atte, Sübhâneke ve Eûzü besmele çekip Fatiha ve zamm-ı sureyi okur, rükû ve secdeyi yapıp, dördüncü rek’ate kalkar. Dördüncü rek’atte yine Fatiha ve zamm-ı sure okunur sonra rüku ve secde yapılarak, Kâde-i âhıre yani son oturuşa oturulur.
Oturuşta sırasıyla;
- Ettehiyyâtü
- Allahümme salli
- Allahümme bârik
- Rabbenâ âtinâ…duâları okunur.
Erkekler, sol ayağını yere yayarak onun üzerine oturur, sağ ayak parmakları kıbleye yönelmiş durumda dik tutulur.
Kadınlar, ayaklarını yatık olarak sağ tarafa çıkarır ve öylece otururlar.
10- Önce başını sağa çevirerek “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” denir. Selâm verirken omuzlara bakılır.
Sonra başını sola çevirerek sağ tarafta olduğu gibi yine, “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” denilir. Böylece dört rek’atlık sünnet namazı tamamlanmış olur. Bundan sonra “Allahümme entesselâmü.. dedikten sonra, hiç konuşmadan hemen farza kalkılıır.
Yatsı namazının farzının kılınışı
1- Ayakta olarak kıbleye dönülür. Ayakların arası dört parmak açıklıkta olur.
Niyet edilir. Mesela, yatsı namazının farzını kılacak isek “Allah rızâsı için bugünkü yatsı namazının farzını kılmaya niyet ettim” denir.
2- “Allahü ekber” diyerek iftitâh tekbîri alınır.
Erkekler tekbîr alırken; ellerin içi kıbleye karşı ve parmak araları normal açıklıkta bulunur. Başparmaklar kulak yumuşağına değdirilerek eller yukarıya kaldırılır.
Kadınlar tekbîr alırken; ellerinin içi kıbleye karşı, parmak araları normal açıklıkta ve parmak uçları omuz hizâsına gelecek şekilde ellerini yukarıya kaldırırlar.
3- Tekbîrden sonra eller bağlanır. Kıyamda yani ayakta iken secde edilecek yere bakılır.
Erkekler sağ elin avucu, sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmağı sol elin bileğini kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar.
Kadınlar sağ el sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkeklerde olduğu gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğini kavramazlar.
Ayakta sırasıyla;
- Sübhâneke
- Eûzü Besmele
- Fâtiha sûresi
- Zamm-ı sûre okunur. Meselâ, innâ e’taynâ… okunur. (Zamm-ı sûre, namazda okunan sûrelere denir.)
4- “Allahü ekber” diyerek rükü’a varılır yani bel doksan derece eğilir ve burada en az üç defa “Sübhâne rabbiyel-azîm” denilir. Rükü’da iken ayakların üzerine bakılır.
Erkekler rükü’da, parmaklarını açıp, dizlerin üstüne koyar. Sırtını ve başını düz tutar. Bacaklarını ve kollarını dik tutarlar.
Kadınlar rükûda, sırtını ve başını, bacaklarını, kollarını dik tutmaz. Sırtlarını biraz meyilli tutarak erkeklerden daha az eğilirler. Ellerini parmaklarını açmayarak dizleri üzerine koyarlar ve dizlerini biraz bükük bulundururlar.
Üç defa “Sübhâne rabbiyel-azîm” dedikten sonra, “Semi’allahü limen hamideh” diyerek rükü’dan kalkılır ve ayakta “Rabbenâ lekel-hamd” denilir.
5- Sonra, “Allahü ekber” diyerek secdeye varılır. Secdeye inerken önce dizler, sonra eller, daha sonra da burun ve alın yere konur. Secdede baş iki elin arasında ve hizâsında bulunur. El parmakları birbirine bitişiktir. Secdede iken ayaklar kaldırılmaz. Secdede gözler kapalı olmaz. Burada en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
Erkekler, secdede dirseklerini yanlarından uzak, kollarını yerden kalkık bulundururlar. Ayaklar, parmaklar üzerine dik tutulur ve parmak uçları kıbleye gelecek şekilde yere konur.
Kadınlar, secdede kollarını yanlarına bitişik hâlde bulundururlar.
Ayaklar bitişik olarak parmaklar üzerine dik tutulur ve parmak uçları kıbleye gelecek şekilde kıvrılarak yere konur.
6- “Allahü ekber” diyerek başını secdeden kaldırıp diz üstü oturulur. Otururken, parmaklar dizlerin hizâsına gelecek şekilde eller uylukların üzerine konur ve kucağa bakılır. Burada “Sübhânallah” diyecek kadar kısa bir an oturulur.
Bu oturuşta erkekler, sol ayağını yere yayarak onun üzerine oturur, sağ ayak, parmakları kıbleye yönelmiş durumda dik tutulur.
Kadınlar ise, ayaklarını yatık olarak sağ tarafına çıkarır ve öylece otururlar.
Sonra, “Allahü ekber” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve yine en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
7- “Allahü ekber” diyerek secdeden ayağa (ikinci rek’ate) kalkılır ve eller bağlanır.
İkinci rek’atte sırasıyla;
- Besmele,
- Fâtiha,
- Zamm-ı sûre okunur.
Sonra, birinci rek’atta olduğu gibi, “Allahü ekber” diyerek rükü’a varılır ve en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-azîm” denilir.
8- “Semi’allahü limen hamideh” diyerek rükûdan ayağa kalkılır ve ayakta “Rabbenâ lekel-hamd” denilir.
“Allahü ekber” diyerek secdeye varılır. Birinci rek’atte olduğu gibi yine en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
Sonra, “Allahü ekber” diyerek secdeden kalkılıp oturulur ve burada “Sübhânallah” diyecek kadar kısa bir an oturulur.
Sonra, “Allahü ekber” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve en az üç kere “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denilir.
9- “Allahü ekber” diyerek secdeden doğrulup oturulur.
Otururken, el parmakları dizlerin hizâsına gelecek şekilde uylukların üzerine konur ve kucağa bakılır. Buna ilk oturuş yani kâdei ula denir.
Ettehiyyatüyü okuyup üçüncü rek’ate kalkar.
Üçüncü rek’atte, Fatihayı okur, rükû ve secdeyi yapıp, dördüncü rek’ate kalkar. Dördüncü rek’atte yine Fatiha okunur sonra rükû ve secde yapılarak, Kâde-i âhıre yani son oturuşa oturulur.
Oturuşta sırasıyla;
- Ettehiyyâtü
- Allahümme salli
- Allahümme bârik
- Rabbenâ âtina…duâları okunur.
Erkekler, sol ayağını yere yayarak onun üzerine oturur, sağ ayak parmakları kıbleye yönelmiş durumda dik tutulur.
Kadınlar, ayaklarını yatık olarak sağ tarafa çıkarır ve öylece otururlar.
10- Önce başını sağa çevirerek “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” denir. Selâm verirken omuzlara bakılır.
Sonra başını sola çevirerek sağ tarafta olduğu gibi yine, “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” denilir. Böylece dört rek’atlık farz namazı tamamlanmış olur. Sonra “Allahümme entesselâmü…” denilerek son sünnet için kalkılır.
Yatsı namazının son sünnetinin kılınışı
1- Önce kıbleye karşı dönülür. Ayaklar birbirinden dört parmak kadar açık olarak paralel tutulur. Ellerin baş parmakları kulak yumuşaklarına değdirilir, avuç içleri kıble istikâmetine açılır. “Niyet ettim. Allah rızâsı için bu günün yatsı namazının son sünnetini kılmaya, döndüm kıbleye” diye kalbden geçirildikten sonra, “Allahü ekber” diyerek, göbek altında, sağ el sol elin üzerine bağlanır.
2- Gözleri, secde edilecek yerden ayırmaksızın:
a) Sübhâneke, okunur.
b) E’ûzü Besmeleden sonra Fâtiha, okunur.
c) Fâtihadan sonra Besmele okunmaksızın bir zamm-ı sûre (meselâ; Elem terakeyfe..) okunur.
3- Zamm-ı sûreden sonra “Allahü ekber” diyerek rükü’a eğilinir. El parmaklarını açıp dizler üzerine konur, bel düz tutulur ve gözleri ayaklardan ayırmayarak, en az üç defa “Sübhâne Rabbiyel-azîm” (5 veya 7 de olur) denir.
4- “Semi’allahü limen hamideh” diyerek doğrulunur. Doğrulurken, pantolon çekilmez ve gözler secde yerinden ayrılmaz. Tam dik durunca, (Rabbenâ lekel hamd) denir.
5- Ayakta fazla durulmadan “Allahü ekber” diyerek secdeye gidilir. Secdeye giderken sırası ile;
a) Sağ diz, sonra sol diz, sağ el, sonra sol el, burun ve alın yere konur.
b) Ayak parmakları kıble istikâmetinde bükülür.
c) Baş iki elin arasına konur,
d) Elin parmakları bitişik tutulur,
e) Avuç içleri yere yapıştırılır. Dirsekler yere yapıştırılmaz.
f) Bu vaziyette iken en az üç defa “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denir.
6- Sonra, “Allahü ekber” diyerek sol ayak yere yayılır, sağ ayağın parmakları kıble istikâmetinde bükülür, uylukların üzerinde oturulur. Avuçlar, dizin üzerine konur ve parmaklar kendi hâline bırakılır.
7- Uyluklar üzerinde sübhâhallah diyecek kadar oturduktan sonra, “Allahü ekber” diyerek, tekrar secdeye varılır.
8- Secdede, yine en az üç defa “Sübhâne rabbiyel a’lâ” dedikten sonra “Allahü ekber” diyerek ayağa kalkılır. Ayağa kalkarken, ellerle yerden kuvvet alınmaz ve ayaklar yerinden oynatılmaz. Secdeden kalkarken önce alın, sonra burun, sonra da sol el ve sağ el, sonra sol diz ve sağ diz yerden kaldırılmalıdır.
9- Ayakta iken Besmeleden sonra Fâtiha ve bundan sonra bir zamm-ı sûre okunup, “Allahü ekber” diyerek rükü’a eğilinir.
10- İkinci rek’at de, birinci rek’atte târif edilen şekilde tamamlanır. Yalnız ikinci secdeden sonra, “Allahü ekber” deyince, ayağa kalkmayıp uyluklar üzerine oturulur ve:
a) “Ettehıyyâtü”, “Allahümme salli”, “Allahümme bârik”ve “Rabbenâ âtinâ” duâlarını okuduktan sonra, önce sağa, “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah”, sonra sola “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” diye selâm verilir.
b) Selâm verdikten sonra, “Allahümme entesselâm ve minkesselâm tebârakte yâ zel-celâli vel-ikrâm” denir ve vitir namazına kalkılır.
Vitir namazının kılınışı
Vitir namazı üç rek’attır. Şöyle kılınır:
1- Önce kıbleye karşı dönülür. Ayaklar birbirinden dört parmak kadar açık olarak paralel tutulur. Ellerin baş parmakları kulak yumuşaklarına değdirilir, avuç içleri kıble istikâmetine açılır. “Niyet ettim. Allah rızâsı için bu günün vâcip olan vitir namazını kılmaya, döndüm kıbleye” diye kalbden geçirildikten sonra, “Allahü ekber” diyerek, göbek altında, sağ el sol elin üzerine bağlanır.
2- Gözleri, secde edilecek yerden ayırmaksızın:
a) Sübhâneke, okunur.
b) E’ûzü Besmeleden sonra Fâtiha, okunur.
c) Fâtihadan sonra Besmele okunmaksızın bir zamm-ı sûre (meselâ; Elem terakeyfe..) okunur.
3- Zamm-ı sûreden sonra “Allahü ekber” diyerek rükü’a eğilinir. El parmaklarını açıp dizler üzerine konur, bel düz tutulur ve gözleri ayaklardan ayırmayarak, en az üç defa “Sübhâne Rabbiyel-azîm” (5 veya 7 de olur) denir.
4- “Semi’allahü limen hamideh” diyerek doğrulunur. Doğrulurken, pantolon çekilmez ve gözler secde yerinden ayrılmaz. Tam dik durunca, (Rabbenâ lekel hamd) denir.
5- Ayakta fazla durulmadan “Allahü ekber” diyerek secdeye gidilir. Secdeye giderken sırası ile;
a) Sağ diz, sonra sol diz, sağ el, sonra sol el, burun ve alın yere konur.
b) Ayak parmakları kıble istikâmetinde bükülür.
c) Baş iki elin arasına konur,
d) Elin parmakları bitişik tutulur,
e) Avuç içleri yere yapıştırılır. Dirsekler yere yapıştırılmaz.
f) Bu vaziyette iken en az üç defa “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denir.
6- Sonra, “Allahü ekber” diyerek sol ayak yere yayılır, sağ ayağın parmakları kıble istikâmetinde bükülür, uylukların üzerinde oturulur. Avuçlar, dizin üzerine konur ve parmaklar kendi hâline bırakılır.
7- Uyluklar üzerinde sübhâhallah diyecek kadar oturduktan sonra, “Allahü ekber” diyerek, tekrar secdeye varılır.
8- Secdede, yine en az üç defa “Sübhâne rabbiyel a’lâ” dedikten sonra “Allahü ekber” diyerek ayağa kalkılır. Ayağa kalkarken, ellerle yerden kuvvet alınmaz ve ayaklar yerinden oynatılmaz. Secdeden kalkarken önce alın, sonra burun, sonra da sol el ve sağ el, sonra sol diz ve sağ diz yerden kaldırılmalıdır.
9- Ayakta iken Besmeleden sonra Fâtiha ve bundan sonra bir zamm-ı sûre okunup, “Allahü ekber” diyerek rükü’a eğilinir.
10- İkinci rek’at da, birinci rek’atte târif edilen şekilde tamamlanır. Yalnız ikinci secdeden sonra, “Allahü ekber” deyince, ayağa kalkmayıp uyluklar üzerine oturulur ve:
11- Ettehiyyâtü okunup üçüncü rek’ata kalkılır. Üçüncü rek’atta Fatiha ve Zamm-ı sure okunduktan sonra eller salıverilmeden kulaklara götürülür ve “Allahü ekber” diye tekbir alınır. Bundan sonra Kunut duâları okunarak rükû ve secdeler yapılır ve oturulur. Bu oturuşta:
a) “Ettehıyyâtü”, “Allahümme salli”, “Allahümme bârik”ve “Rabbenâ âtinâ” duâlarını okuduktan sonra, önce sağa, “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah”, sonra sola “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” diye selâm verilir.
b) Selâm verdikten sonra, “Allahümme entesselâm ve minkesselâm tebârakte yâ zel-celâli vel-ikrâm” denir ve böylece namaz tamamlanmış olur. Bundan sonra üç defa “Estagfirullah”dedikten sonra Âyet-el Kürsi okunur ve tesbih çekilir ve duâ yapılır. Yatsı namazı ve vitir namazını tablo hâlinde görmek için burayı tıklayınız.
Cemaatle kılarken
İmâmla birlikte kılarken, ayakta iken imâm içinden okusa da, yüksek sesle okusa da, cemaat bir şey okumaz. Yalnız, birinci rek’atte, Sübhâneke okur. İmâm, yüksek sesle Fâtihayı bitirince, cemaat yavaşça “âmîn” der. Bunu yüksek sesle söylememelidir. Rükü’dan kalkarken, imâm “Semi’allahü limen hamideh” deyince, cemaat yalnız, “Rabbenâ lekel hamd” der. Sonra eğilirken “Allahü ekber” diyerek, imâmla birlikte cemaat de secdeye gider. Rükü’da, secdelerde ve otururken yalnız kılar gibi cemaat de okur.
Tags: sesli chat, yatsı namazı duaları, Yatsı namazı farzları, Yatsı namazı kaç rekattır, Yatsı namazı kılınışı, Yatsı namazı nasıl kılınır, Yatsı namazı sünnetleriCuma Namazı tek başına kılınmaz.
Öğle vaktinde cemaatle kılınır.
Öğle ezânı okununca, önce dört rek’at Cum’a namazının ilk sünneti kılınır.
Niyet ederken:
“Niyet ettim, Allah rızası için Cuma Namazının ilk sünnetini kılmaya” denilir.
Bu namaz aynı öğle namazının sünneti gibi kılınır.
Yani bütün rekatlarda Fâtiha ve zamm-ı süre okunur.
İlk oturuşta sadece Etteahiyyatü okunur.
Son oturuşta:
Etteahiyyatü, Allahumma Salli, Allahumme Barik, Rabbena
duaları okunur.
Sonra, câmi’ içinde, ikinci ezân okunur.
Sonra, İmam hutbe okumak için minbere çıkar. Hutbe okunur.
Hutbe okunurken cemâ’atin namaz kılması ve konuşması tahrimen mekruhdur (harama yakın).
Hatîb efendi duâ ederken, cemâ’at sesli âmîn demez.
İçinden sessiz denir.
Namaz kılarken yapması harâm olan her şey, hutbe dinlerken de harâmdır.
Hutbe okunup bittikten sonra müezzin kamet getirir.
Sonra, cemâ’at ile iki rek’at Cum’a namazının farzı kılınır. Bu namaz aynı sabah namazının farzı gibi kılınır.
Niyet şöyle edilir: “Niyet ettim, Allah rızası için Cuma namazının farzını kılmaya, uydum hazır olan imama”
Sonra, dört rek’at son sünneti, Niyeti şöyledir: “Niyet ettim Allah rızası için Cuma namazının son sünnetini kılmaya”.
Bu sünnetde aynı ilk sünnet gibi kılınır. Böylece esas itibariyle Cuma namazı farzı ve sünnetleriyle birlikte kılınmış olur.
Son sünnetin ardından zuhr-i ahir, niyetiyle dört rekat daha namaz kılınmaktadır. Niyet edilirken şöyle denilir: “Niyet ettim edâsı üzerime olup da henüz üzerimden sâkıt olmayan en son öğle namazının farzına”. Bu şekilde niyet edilirse, eğer o günün cuma namazı şartlarında bir noksanlıktan dolayı kabul olunmamışsa, öğle namazı kılınış olur. Kabul olunmuşsa, en son kazaya kalmış öğle namazına sayılır.
Bundan sonra, iki rek’at vaktin sünneti kılınır. “Vaktin sünnetine” diye niyet edilir. Cum’a sahîh olmadı ise, bu on rek’at, öğle namazı olur. Bundan sonra, Âyet-el-kürsi ve tesbîhler okunup, duâ edilir.
Cuma Duası
Tags: cuma namazı duaları, cuma namazı farzları, cuma namazı kaç rekattır, cuma namazı kılınışı, cuma namazı nasıl kılınır, cuma namazı sünnetleri, cuma namazı tek kılınırmı, ma namazı cemaatlamı kılınır